Konuşmalar

Betül Kızılcık, İlem 2. Kademe ve Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Bilim Tarihi 4. Sınıf Öğrencisi

0
1576

Ahmet Bin Bella, Konuşmalar, Röp. Muhammed Halife İstanbul: Hece Yayınevi, Eylül 2005, 280 sf.

Cezayir Kurtuluş Savaşı’nın önderlerinden ve kurulan bağımsız Cezayir Devleti’nin ilk Devlet Başkanı olan Ahmet Bin Bella’nın Muhammed Halife ile yaptığı konuşmalardan oluşan kitap Ahmet Bin Bella’nın hayatını, geçirdiği farklı dönemleri, fikir hayatının temellerini ve gelişmelerini Cezayir’in bir köyünde yetişen bir çocuğun nasıl o ulusun kurtuluşunu sağladığını ve Devlet Başkanı olduğunu onun ağzından anlatıyor. Kitap temel olarak şu yedi bölümden oluşuyor;

  1. Uyanma ve Kalkınma Hamlesi (Rönesans) Devri
  2. İslam ve Evrensel Düzen
  3. İslâmî Hareketler
  4. Düşünce ve Tatbikatta Arap Milliyetçiliği
  5. Kalkınma ve Modernleşme İçin Ortaya Konan Arap Modelleri
  6. Modern Sosyolojiye Eleştirel Bir Yaklaşım
  7. İki Deneme Arasında Mukayese: Cezayir İhtilali ve Filistin İhtilali

Bölüm başlıklarından da anlayabileceğimiz üzere kitap Ahmet Bin Bella’nın sadece kişisel hayatına değil aynı zamanda onun İslam âlemine dair düşüncelerine de yer vermiş, kendi hayatından örnekler vererek günümüz olaylarına farklı yaklaşımlar getirmiştir, eleştirilerde bulunmuştur. Muhammed Halife’nin yoğun çalışmasıyla bir araya getirilen konuşmalar 2005 yılında Türkçeye çevrilerek Hece Yayınları tarafından biz okuyucularına sunulmuştur.

Müslümanların çoğunlukta yaşadığı ülkeler için önemli olan liderleri, fikir adamlarını küçüklüğünden beri araştırmayı seven biri olarak Cezayir’in Kurtuluş Savaşı’na ve Ahmet Bin Bella’ya şimdiye kadar rastlamamış olmak bende bir şok etkisi yarattı. Onu tarih sahnesine çıkaran Cezayir’in kurtuluşu için verdiği savaş, geride kanlı savaş anıları ve bir buçuk milyon şehit bırakmış ama aynı zamanda -görünürde de olsa- başarıya ulaşmıştır. Sömürgeye karşı çıkışın başarıya ulaştığı düşünülen 1962 yılında devlet başkanı olmuş fakat bu dönem sadece üç yıl sürmüş 1965 yılında darbe ile koltuğundan indirilmiş ve 15 yıllık bir hapis hayatına mahkûm etmiştir. Bu hapis hayatı Aliya İzzet Begoviç’in hayatında da gözlemlediğimize benzer olarak onun fikir dünyasını geliştirecek bir sınıfa dönüşmüş ve başta felsefe, edebiyat, iktisat, sosyoloji gibi konular olmak üzere pek çok farklı konuda okumalar yapmıştır. Sadece okumalar yapmakla kalmamış kendine disiplinli bir çalışma programı oluşturmuş ve adeta kendi kendini eğitmiştir.

Zihin dünyamızı şekillendirmeye çalışırken farklı ülkelerden, farklı kültürlerden birçok düşünürün kitaplarını okuyup hayatlarını araştırarak kendimizi geliştirmeye, onların yaşam ve çalışma tarzlarından feyz almaya çalıştık. Fakat ilk defa bu kadar çok döneminin ünlü düşünürleri ile bir araya gelip zaman geçirmiş, onlarla münazaralar yapmış bir isme rastladım. Zaman zaman düşüncelerine belirli bir mesafe ile yaklaştığımız kimi düşünürlerle beraber zaman geçirmesi, onların fikirlerini dinlemesi, bazı kısımlarını desteklerken eksik gördüğü kısımları eleştirmesi bana farklı fikirlerle karşılaştığımızda izlememiz gereken yolu hatırlattı. Klasik dönem filozofları için anlatılagelen saygı çerçevesinde tüm düşüncelerin tartışılabildiği münazara ortamlarının günümüz dünyasına bir yansıması olarak ele alabiliriz onun bu yöntemini. Siyasi hayatında da benzer ılımlı politikalar izleyen Ahmet Bin Bella uç söylemlere ve sert çıkışlara gerek duymadan fikirlerini inşa etmiş ve kendisine de benzer sadelik ve sakinlikte bir hayat kurmuş. Kitabın bölümleri arasına Muhammed Halife tarafından eklenen kısımlardan da anladığımız üzere hiçbir şekilde gösteriş ve abartının uğramadığı bu hayat tarzı Muhammed Halife’nin zaten çok sevdiği ve saygı duyduğu Bella’yı gözünde bir üst mertebeye taşımış.

Kitap özelinde Ahmet Bin Bella’nın görüşlerine en sık getirilen eleştiri onun İslam birliği düşüncesini Arap birliği ile kısıtlandıran söylemleri. Kitabın İslam coğrafyasına dair sorunlara ve çözümlere değindiği noktalarda da hissedilen bu Arap milliyetçiliği farklı milletten okuyucular için dışlanmışlık hissine sebep oluyor. Emperyalizmin Müslümanlar üzerinde oluşturduğu baskı ve travma konusunda çözümler öne süren bir kitap okurken bir anda sanki Arap olmamanız sebebiyle benzer sorunları paylaşmamanız ve çözümde pay sahibi olmamanız gerekiyor gibi hissediyorsunuz ve bu Ahmet Bin Bella’nın fikirlerinin kapsayıcılığını azaltan bir etki oluşturuyor. Fakat bu söylemlere sebep olanın ne olduğunu düşünmeden okursak eğer bu eleştirel bir okuma olmaz ve kitabı tam anlamıyla idrak etmiş sayılmayız. Bu kitapta dikkatimi çeken şey iplerin tam anlamıyla Ahmet Bin Bella’nın elinde olmaması. Her ne kadar Muhammed Halife soracağı sorulara Ahmet Bin Bella ile karar verdiklerini yazsa da sorularda bir yönlendirme seziliyor. Çok daha geniş perspektifte sorulabilecek sorular sadece Arap coğrafyası için sorulmuş veya cevaplar bu şekilde kısaltılmış olabilir. Bu sebeple Ahmet Bin Bella’yı bir Arap milliyetçisi, ideolojisini Arap ideolojisi olarak yaftalayarak kısıtlandırmak yerine onun birikimine sahip bir insanın daha kapsayıcı fikirlere sahip olabileceğini ve tüm fikirlerinin bu kitap içerisinde yer almadığına dikkat ederek okumak bizleri onun fikirlerine ve çözümlerine karşı önyargılı olmaktan uzak tutabilir

Sonuç olarak, ilk defa rastladığım bu önemli ismin hayatını ve fikirlerini ayrıntılı bir şekilde anlamamı sağlayan bu kitap Cezayir’in Fransa sömürgesinden kurtulmak için verdiği mücadeleyi, Ahmet Bin Bella’nın bu mücadeledeki yerini, hayatını ve fikirlerini öğrenmek için okunabilecek en iyi kitaplardan. Ahmet Bin Bella hakkında yazılan birkaç tanıtım yazısı haricinde Türkçe araştırma ve çalışma bulunmaması da bu kitabı daha önemli hale getiriyor. Çevirisi ve dili açısından gayet anlaşılır olan eser bu konularda bilgi almak isteyen herkesin kolaylıkla faydalanabileceği bir eser. Özellikle İslam dünyasının sorunlarından ve çözüm için yapılabileceklerden bahsederken sadece soyut çözümlerle yetinen biri değilseniz somut çözümlere de değindiği kısımlarda kendinizi çözümler için harekete geçmek için hazır hissedebilirsiniz. Fakat bir ulusu etkilemiş, tarihlerinde yer almış ve belki geleceklerine etki etmiş bir ismi bu kadar taraflı yazıldığı belli olan bir kitaptan okumak onun Cezayir halkı için ifade ettiği anlamı tam manasıyla kavramak için yeterli olmayacaktır. Bu sebeple bu kitabı okuyanın aynı zamanda Ahmet Bin Bella’ya muhalif birkaç ismin hiç olmazsa köşe yazılarını okuması daha tarafsız bir bakış açısına sahip olmasını sağlayabilir.

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın!
Lütfen isminizi yazın