Tarihe Dokunulan Şehir Bursa
Açık bir sonbahar sabahında başlayan yolculuğumuz İLEM sandviçleriyle keyiflendi. Marmara’nın mavisinden, dağlarının yeşilinden ve sarısından geçerek ilk ziyaret yerimiz olan Tophane’ye ulaştık. Rehberimiz eşliğinde Bursa’yı tanımaya manzarasıyla başladık. Altı katlı, kare yapılı saat kulesini gördükten sonra aynı bölge içerisinde bulunan karşılıklı, yine kare planlı Osman Gazi’nin ve Orhan Gazi’nin türbelerini ziyaret ettik. Hemen yanlarındaki çeşmeler de dikkatlerimizden kaçmadı. Bunlar bizi karşılayan ilk çeşmelerdi. Ama Bursa yeşildi. Su varlığı çoktu ve her yer çeşme doluydu. Suyunun tadı da gayet hoştu. Ziyaretlerimize çevrede yürüyerek devam ettik. Bu yürüyüş bize Bursa’yı daha yakından tanıttı. Çünkü yürüyerek gezmek, insanı şehre yaklaştırıyordu. Ayrıntılar daha çok seçiliyordu.
Bursa’nın; üç katlı, şirin, Safranbolu evlerinin bulunduğu sokaklardan geçerek Kuş Tepesi’ne doğru ilerledik. Bu yol üzerinde ilk olarak Sultan 1. Murad’ın 1. Kosova Savaşında şehid olmadan önce yaptırdığı Şehadet Camiini gördük. Bu caminin de bir kısmı Bursa’daki birçok tarihi eser gibi 1855 depreminde yıkılıp 1890’da onarım görmüştü. İkinci olarak Bursa’nın Fethi’nde rol almış önemli bir zat olan Oruç Bey’in türbesini gördük. Kuş Tepesine yaklaştıkça, Osmanlı döneminde mesire alanı olarak kullanılan aynı zamanda bayramlarda da toplanılan Pınarbaşı Meydanı’na ulaştık. Düz bir alan olan bu meydan halen eski havasını korumakta, ortasında havuz bulunan geniş bir park olarak kullanılmaktadır. Bu parkta gözümüze çarpan en güzel eserler de yılların emektarları, doğal anıt konumunda olan yaşlı çınar ağaçlarıydı. Meydanı arkamızda bıraktıktan sonra bir başka eserle karşılaştık. Osmanlı döneminde hafızlık eğitimi veren yerlerden biri olan Darul Kurra’nın yanından geçtik. Karşısındaki kabristanıyla oldukça ruhaniyetli havası olan tarihi bir yapıydı. Biraz ilerledikten sonra Üftade Hazretlerinin türbesine ve Üftade Camiine ulaştık. Rehberimizin anlatımıyla ruhaniyetini daha da hissettiğimiz bu bölgeden de ayrılıp Tarihi Bursa Surları’ndan geçerek Ulu Camiye vardık. Bursa denilince aklımıza gelen Yıldırım Bayezit tarafından yaptırılmış bu camide öğle namazımızı eda ettik. Caminin içinde İstanbul’daki camilerden farklı olarak geniş bir şadırvan bulunuyordu. Duvarları dolduran birbirinden etkileyici hatlar da hepimizde ayrı duygular uyandırdı. 20 kubbeli Ulu Caminin karşısında da yapımında çalışan işçiler için yaptırılmış bir hamam vardı. Sanki çevresindeki her şey Ulu Camiye ayak uyduruyor gibiydi.
Gezimizin ikinci yarısına geçmeden önce meydanın her yerini dolduran Bursa kebapçılarının birinde yemek molası verdik. Tabii ki tercihimiz İskender yemekti. Ama ne yazık ki İstanbul’daki sıradan bir kebapçıdan farklı değildi. Ardından oldukça yakınında bulunduğumuz Koza Han’a girdik. 2 katlı olan bu hanın üst katında çeşitli ipek eşarpların, şalların bulunduğu hoş dükkânlar vardı. Alt katta ise çayhaneler bulunmaktaydı.
Koza Handan sonraki durağımız Yeşil Camii ve Yeşil Türbeye gitmek için otobüsteki yerimizi aldık. Caminin yanındaki medrese külliyelerinin yanından geçerek mavili yeşilli çinilerle döşenmiş Yeşil Camiye girdik. Caminin içinde ve dışında bulunan ve dünyada bir ilk olan deprem taşları hepimizin ilgisini çekti. Bu taşlar ince sütunlar şeklinde caminin köşelerinde bulunuyordu. Eğer çevrilebiliyorsa bir sıkıntı yok, çevrilemiyorsa deprem oluyor demekti. Kim bilir hangi Osmanlı Sultanları çevirmişti bu taşları! Bizler de adet üzere taşları çevirip, uzaktan gelen misafirlerin konaklaması için ayrılmış bölümlere girdik. Caminin oymalı ahşap kapılarına, yuvarlak yeşil çini kaplı duvarlarına dokunmak bizleri tarihte bir yolculuğa çıkardı. Daha sonra Yeşil Camii’nin çok yakınında bulunan, Çelebi Mehmet ve aile eşrafının kabirlerinin bulunduğu Yeşil Türbeye girdik. Oradan sonra yine yakın çevrede bulunan Emir Sultan Camiini ve hemen karşısında bulunan Emir Sultan Türbesini ziyaret ettik. Türbenin aşağısına doğru uzanan geniş Bursa kabristanını gördük. Yeşillikler içinde binlerce kabristan… Bursa’nın tarihi camilerinde dikkatimi çeken, yanan bir mumu anımsatan minareler Emir Sultan Camiini de aydınlatıyordu. Bu ziyaretimizin ardından Bursa’da ki son suyumuzu da kabristanın başındaki çeşmeden içerek İstanbul yoluna koyulduk.
One thought on “Tarihe Dokunulan Şehir Bursa”
Bursa’nın tarihini Uludağın eteklerine yayılmış eski köylerde de keşfedebilirsiniz.