Sanal Alamet Sayı 17 – Yapay Zeka ve Etik

Havasını soluduğumuz şu zamanlar, bireysel hayat döngümüzün hibritleştiği, online ve gerçek dünyanın iç içe geçtiği bir dönem. Pandemiden sonra dijitale dönüşümün hayatımıza birçok alanda kolaylıklar getirdiğinin farkına vardık. “Eskiden daha güzeldi” demenin bir faydası olmadığını fark ettiğimizde, içinde bulunduğumuz şartları daha iyiye dönüştürebilme, sanalı kendimize avantaj olarak sunma şansını yakalamış olduk.

Tam da sanal aleme evrildiğimiz süreçte çıkardığımız derginin bir yılı biterken dijital şartları yeni yılımızda nasıl daha iyi kullanabiliriz sorusuna cevap aradık. Sekiz arkadaş, gönül coğrafyalarımıza dalıp çıkarken, belki okuyucularımıza keşfedilmemiş bir kıta sunarız hissiyatıyla; sosyal medyada, bloglarda karşımıza çıkan uzun yazılardan sıkılan okurlarımızla eğlenceli beraberliğimizi devam ettirmek istedik.

Dergimizin ikinci yılında da “zaman kavramı beşerin en kıymetlisi” görüşümüzü devam ettiriyoruz. Bu nedenle biz de vakitleri israf etmeden kısa ve öz şeyler ortaya çıkaralım, toplu taşıma kullanırken okuyalım, izleyelim, kahve içerken müzik dinleyelim, dergilerle tanışalım, beğendiğimiz sayfaları paylaşalım, gitmeye üşenmediğimiz yerleri anlatalım istedik ve hazırlıklara yeni yılda da devam ettik.

Kitaplıklarımızın başına geçip kitaplarımızı taradık, film listelerimizi açtık filmlerimizi yeniden karıştırdık. Müziklerimizi tekrardan dinledik, unutamadığımız parçaları seçtik. Sosyal medyalarımızı, bağlantılarımızı kontrol ettik, paylaşıma açmak istediklerimizi not aldık. Gitmeyi çok sevdiğimiz, manzarasına doyamadığımız sakin ve güzel yerleri gezdik. Tüm bunların her birini yazıya dökmeye devam etmeye karar verdik

Yeni dönemde hangi başlıkları eklemeliyiz? Sorusuna; klasikten uzak, şahsına münhasır yazılar ortaya çıkarmak istediğimiz konuları seçme konusunda ortak bir karara vararak işe koyulduk. Şimdilerde biz, ayda bir düzenli formatımız ile okurumuza yeni keşifler sunmak için içeriklerimizi bir araya getirmeye ilk günkü heyecanımızla devam ediyoruz. Önünüze gelen dergi çalışmamızın işleyiş mekanizması bu şekilde güncellendi. Geriye kalan tek şey sayfayı ilerletip ikinci yılımıza ait yeni içeriklerimizle tanışmanız.

Güzel vakit geçirmeniz ve faydalanmanız dileğiyle, Değerli Okurlarımız…

Editör İşleri: Elif Yavuz

Kendi Halinde Yazarlar: Ayşegül Eroğlu, Ayşegül Taşalan, Betül Ellialtıoğlu, Elif Yavuz, Fatma Zehra Hamarat, Gülbahar Sebetci, Kevser Betül Kurar

Bu sayımızda; gelişen ve değişen dünyamızda makinelerin icadından bu yana buluşların ve icatların en hızlı yaygınlaştığı zamanları incelemek istedik. Yani yapay zeka konusunu. Birkaç yıl önce izlediğimiz bilim kurgu filmlerinde işlenen konuların artık o kadar da “kurgu” olmadığına, gerçekleştirilmesi için önünde bir engel bulunmadığına tanıklık ettiğimiz bu günlerde, heyecanlandığımız süper gelişmelerin ne kadarı etik ve insani değerlere saygılı? sorusunu en azından kendimize sormak istedik. Araştırmalarımızda bulduğumuz cevapları sizlerle paylaştık.

Her şeye rağmen mütemadiyen “insan” kalabilme niyetiyle..

Küçük Bilge Sincap: Birikim ve Yatırım Masalı

Evet, yanlış duymadınız. Bu kitap Brett Schickler tarafından Chat GPT yapay zeka algoritmasına yazdırılmış ve satışa çıkarılmıştır. Peki yapay zekanın yazdığı çocuk kitabı ne hakkında? Gelin beraber inceleyelim.

Küçük Bilge Sincap: Birikim ve Yatırım Masalı: çocuklar için eğlenceli ve eğitici bir hikaye kitabıdır. Bu masal, bir sincabın birikim yapma ve yatırım yapma konusunda önemli dersler öğrenmesini anlatır. Kitap, küçük Bilge Sincap’ın yaşadığı ormanda geçen bir macerayı konu alır. Bilge Sincap, arkadaşlarından biriktirmeyi ve parayı nasıl yöneteceğini öğrenmeye karar verir. Sincap, yaşadığı ormanda çeşitli hayvan arkadaşlarıyla etkileşime geçer ve onlardan farklı tasarruf ve yatırım yöntemlerini öğrenir. Öğrendiği bilgileri kullanarak birikim yapmaya başlar ve parayı nasıl doğru bir şekilde değerlendirebileceğini keşfeder.

Bu kitap, çocuklara para biriktirmenin ve yatırım yapmanın önemini anlatırken, finansal okuryazarlık kavramlarını basit ve anlaşılır bir şekilde açıklar. Okuyucular, Bilge Sincap’ın maceraları aracılığıyla para biriktirmenin ve yatırım yapmanın nasıl güçlü birer araç olduğunu keşfederler. Ayrıca kitap, çocuklara tasarruf yapmanın ve gelecekteki hedeflerini gerçekleştirmek için nasıl plan yapmaları gerektiğini öğretir.

Wired

E dergi, elektronik ortamda yayınlanan dergilerdir. Bu dergilerin basılı dergilerden farkı, internet üzerinden okunabilmesi ve genellikle ücretsiz olmasıdır. E dergiler, çeşitli konularda yayınlanabilirler ve genellikle güncel ve ilgi çekici içerikler sunarlar. Okuyucular, e dergilere herhangi bir cihazdan erişebilirler ve dergileri indirerek offline olarak da okuyabilirler. E dergiler, basılı dergilere göre daha ekonomiktir ve çevre dostudur.

Wired Dergisi teknoloji dünyasının kalbinde atan ve okuyucularına ilham veren bir dergidir. Elektronik dünyadaki son trendleri, bilimsel keşifleri ve teknolojik yenilikleri içeren renkli ve etkileyici bir platform sunar. Wired dergisi sayfalarında gezerken teknolojinin sınırlarını zorlamak ve geleceğe dair heyecan verici bir o kadar da endişe uyandırıcı zihin karmaşaları yaşamak neredeyse kaçınılmazdır. Her sayıda, ses getiren icatlar, gelişen yazılım ve donanım, dijital sanat-tasarım dünyasının öncü isimleriyle yapılan röportajlar ve daha birçok ilgi çekici içerik bulunur.

Derginin sayfaları, yaratıcı düşünceye ve inovasyona ilham verirken aynı zamanda teknolojinin etkilerini derinlemesine anlamaya yönelik kapsamlı analizler sunar. Wired, bilimle sanatı birleştirerek okuyucularına teknolojinin insan hayatına nasıl dokunduğunu ve geleceğin nasıl şekillenebileceğini gösterir. Wired’ın görsel açıdan etkileyici düzenlemesi, dikkat çekici fotoğrafçılığı ve akıcı yazılarıyla her sayıda öne çıkar. Bu dergiyi elinize aldığınızda, teknolojinin sadece bir araç olmadığını, aynı zamanda insanlığın gelişimine ve değişimine olan derin etkisini keşfedeceksiniz.

https://www.wired.com/

Tabii

Dünyamız gittikçe bir tabletin, bilgisayarın, telefonun içinde; eğitim, eğlence, sağlık gibi pek çok alana dair bir hizmet elde edebileceğimiz dijital bir dünyaya dönüşüyor. Bunun yer yer insanı korkutan bir tarafı olsa da üretilecek pek çok içeriğe zaman ve mekana tabi olmadan istediğimiz zaman istediğimiz yerde ulaşmanın iyi tarafları da azımsanmayacak boyutta çok. Geçtiğimiz ay yerli ve TRT’ye ait Tabii dijital platformunun Netflix, Disney, Exxen, Prime, Blu TV gibi pek çok platformun yarıştığı piyasaya giriş yapması da bu açıdan oldukça değerli. Tabii dijital platformunun uzun bir süredir platforma yeni içerikler üretmek için çalışmalar yaptığı biliniyor. Uygulamaya telefonlarınızın uygulama satın aldığınız bölümünden ulaşabilirsiniz.

Şanzelize Düğün Salonu

Tarık Tufan’ın aynı adlı romanından uyarlanan yönetmenliğini Osman Nail Doğan’ın yaptığı ve toplam 8 bölüm olarak çekilen Şanzelize Düğün Salonu, Şeyh babası Ahmet Niyazi Efendi ile üniversite yıllarındaki platonik aşkı Eda arasında iki farklı dünyayı tanıma fırsatı bulan Turgut’un içsel dünyasını üst düzey bir sinematografi ve Art House tarzı hikaye anlatım tarzıyla izleyiciyle Tabii’de buluşuyor. Özellikle Doğu ve Batı çatışması meselesini ele alış biçiminin didaktik bir dilden uzak oluşuyla da oldukça özel bir yer taşıyan Şanzelize Düğün Salonu dizisinin dijital dünyanın az ve öz anlatım biçimini daha iyi sağladığı düşüncesinin destekleyici bir örneği olduğunu da söylemek mümkün.

Yardımcı Oyuncu

Mühendislik son sınıfta okuyan Murat, okulunun uzamasıyla ve çalıştığı part-time işten parasını alamamasıyla birlikte kara kara düşünmeye başlar. Yaşadığı talihsiz olaylar silsilesi ile kendini yardımcı oyuncuların buluşma noktası olan Yardımcı Oyuncular Kahvesi’nde bulur. Televizyon dizi sektöründeki hiyerarşik yapının en alt seviyesi olan yardımcı oyuncu pozisyonuyla işe başlamak zorunda kalan Murat, para kazanmak için girdiği bu işte sektördeki zorlukları ve büyük yanlışları gözlemleme fırsatı da bulur. Zamanla yükselmeye başladıkça Murat da kendi içinde çeşitli hesaplaşmalar yaşamaya başlar. Diziyi yerli platformumuz Tabii uygulamasından izleyebilirsiniz.

Cookies

Çerezler (cookies), günümüz dijital dünyasının vazgeçilmez unsurlarından biridir. İnternet tarayıcıları tarafından kullanılan ve kullanıcı deneyimini geliştirmek için önemli bir rol oynayan bu teknoloji, web siteleri aracılığıyla bilgisayarlarımıza veya mobil cihazlarımıza yerleştirilen küçük metin dosyalarıdır. “Çörek” ya da “çerez” şeklinde isimlendirilmesinin temel sebebi, programcıların bu minik yazılımları Çin çöreklerine benzetmesi. Çin çöreklerinin içinden çıkan fal dizelerinin, geleceğimiz hakkında bize önerilerde bulunması ile bir benzerlik kurulmuştur.

Peki bu çerezler nasıl çalışıyor? Bir web sitesine ilk kez girdiğimizde, tarayıcımız otomatik olarak bu siteyle iletişim kurar ve bir çerez oluşturur. Bu çerez, web sitesi tarafından gelecekteki ziyaretlerimizde bizi tanımak ve tercihlerimizi hatırlamak, kullanıcı deneyimini kişiselleştirmek ve web sitesi sahiplerine değerli bilgiler sağlamak için kullanılır. Örneğin, bir alışveriş sitesine girdiğimizde, çerezler sayesinde sepetimizdeki ürünleri bir sonraki ziyaretimizde hala bulabiliriz. Sağladığı tüm bu kolaylıkların yanında çerezler, gizlilik konusunda bazı endişeleri de beraberinde getiriyor. Zira çerezler, kullanıcıların web etkinliklerini takip edebilir ve bu bilgileri üçüncü taraflarla paylaşabilir. Bu nedenle, çerezlerle ilgili düzenlemeler ve izinler, kullanıcının kontrolüne sunuluyor. Tarayıcılar genellikle çerezleri kabul etmek veya reddetmek için ayarlar sunar ve kullanıcılar tercihlerine göre bu ayarları yapılandırabilirler.

Sonuç olarak, çerezler internet deneyimimizi zenginleştiren, web sitesi sahiplerine değerli bilgiler sağlayan önemli bir teknolojidir. Ancak kullanıcı gizliliği ve veri koruması açısından dikkatli olunması gereken bir konudur. Dolayısıyla, çerezlerin nasıl kullanıldığı ve bu konuda kullanıcılara sağlanan kontroller hakkında bilgi sahibi olmak önemlidir.

Louvre Müzesi

Fransa’nın gözde şehri Paris’te bulunan Louvre Müzesi, dünyanın en büyük sanat müzelerinden biridir ve yaklaşık 38,000’den fazla eser barındırmaktadır. Müzede, Antik Mısır, Yunan ve Roma eserleri, Orta Çağ ve Rönesans dönemi sanat eserleri, İslam coğrafyasından gelen eserler, Avrupa resimleri ve heykelleri gibi birçok farklı kültür ve döneme ait sanat eserleri sergilenmektedir. Ayrıca, müzenin içerisinde yer alan Mona Lisa tablosu da dünyaca ünlüdür. Müze, her yıl milyonlarca turist tarafından ziyaret edilmektedir ve online olarak da sanal turlar düzenlenmektedir. Linkten sanal tura çıkıp hayallerinizi en azından sanal alemde gerçekleştirebilirsiniz.

https://gez.la/tr/place/10

Modern Anlamdaki İlk Bilgisayar: ENIAC

ENIAC (Elektronik Sayısal Entegratör ve Bilgisayar), tarihindeki en önemli bilgisayar icatlarından biridir. İkinci Dünya Savaşı sırasında geliştirilmiş ve 1946’da tamamlanmıştır.  Bu devasa elektronik bilgisayar, modern dijital bilgisayarların temelini atmıştır. ENIAC, ordu tarafından topçu ateş tablolarının hesaplanmasında kullanılmak üzere tasarlanmıştır. Proje, John W. Mauchly ve J. Presper Eckert tarafından yürütülmüştür. ENIAC, büyük bir odada yer alan yaklaşık 17.000 vakum tüpü, 70.000 direnç, 10.000 kondansatör ve 6.000 anahtar kullanılarak inşa edilmiştir. Bu devasa yapı, 30 ton ağırlığında ve enerji tüketimi oldukça yüksektir.

ENIAC, ilk tamamen elektronik ve programlanabilir bilgisayar olarak kabul edilir. Toplama, çıkarma, çarpma ve bölme gibi matematiksel işlemleri gerçekleştirebiliyordu. Ancak programlanması oldukça zorlu bir süreçti. İşlemleri gerçekleştirmek için kablolama yöntemi kullanılıyor ve her işlem için fiziksel bağlantılar yapılması gerekiyordu. ENIAC, kendi döneminde devrim niteliğinde bir buluştu ve birçok alanda büyük etkiler meydana getirdi. Bilimsel hesaplamalar, nükleer araştırmalar, hava durumu tahminleri ve askeri hesaplamalar gibi çeşitli alanlarda kullanıldı. ENIAC’ ın çalışma hızı ve kapasitesi o dönem için büyük bir başarıydı. Odalar dolusu tüpler ve dirençler ile kurulan ilk bilgisayar daha sonraki nesillerin gelişimine ışık oldu ve bir gözlüğe sığdırılan ekranlara kadar gelişen teknolojiye şahit olduk.

Yapay Zekaya Kızgın Bir Poetika

Bu zamana kadar çeşitli bilimsel gelişmeleri edebiyatla ilişkilendirdiğimiz ya da pek çok buluşun çıkış noktasını edebiyattan alışını işlediğimiz köşemizde bu sefer başka bir konuyu, bilimin edebiyat yapmasını tartışacağız.

Günlerdir edebiyat dünyasının hakkında münazaralar düzenlediği, yazar ve şairlerin “bu kadar da değil be” dediği karışık bir mevzu bu. Malumunuz bir yapay zeka uygulaması olan Chat GPT’nin yazmış olduğu “The Wise Little Squirrel: A Tale of Saving and Investing (Küçük Bilge Sincap: Birikim ve Yatırım Masalı)” adlı kitap pek fazla rağbet gördü. Hatta artan talepler dolayısıyla bir pazarlama mottosu olarak “Sadece Chat GPT tarafından yazılmıştır.” etiketi de eklendi. Peki nedir insanlardaki bu ilginin asıl sebebi? Bu kitabın insan yapımı ancak insan dışı bir mekanizma tarafından yazılması mı? Yoksa “ne kadar da insan elinden çıkmışa benziyor” şaşkınlığına uğramak mı? Bir insandan uzaklaşma çabası mı yahut farklı deneyimlerde insanı arama içgüdüsü mü? Yapay zeka ile çalışan çeşitli sohbet uygulamalarına edebiyatın başlıca malzemesi olan “Aşk” nedir diye sorduk. Şu şekilde bir dönüt aldık: “Aşk, insanların birbirine duydukları yoğun duygusal bağ ve sevgi hissidir. Aşk, romantik bir ilişki içinde olmakla sınırlı değildir, aynı zamanda aile, arkadaşlık ve toplumsal bağlar gibi farklı ilişki türlerinde de bulunabilir. Aşk, kişinin kendini başkasına adama, onun mutluluğunu önemseme ve onunla birlikte olma arzusu içerir.” Tanım oldukça kapsayıcı, sağda solda eksik bırakmadan düzgün bir gramerle işi oluruna bağladı yapay zeka. Ancak bizim aradığımız aşk duygusunun tanımı mıdır yoksa aşkı deneyimlemiş, türlü eziyetler çekmiş birinin, derdimizi anlatacak halimiz kalmadığında bizim yerimize hislerimize tercüman olması mıdır? “Aşk şudur” tarzında bir açıklamama mıdır beklediğimiz ya da “Aşk imiş her ne var alemde, ilim bir kıyl-u kal imiş” dönütü müdür bizi tatmin edecek, estetik zevk uyandıracak, işte bu! dedirtecek güç. Varın bu gücü Play Store’da mı, kütüphanelerde mi; Google’da mı, şair antolojilerinde mi aramanız gerektiğine de siz kendi kalp zekanızla karar verin.

Bir paragraf önce “kitabın insan dışında bir mekanizma tarafından üretilmiş olması” dedim, üretilmek fiilini kasten seçtim. Bunun bir üretim süreci olduğunu vurgulamak istedim. İnsan tarafından yazılmış olsaydı seçeceğim kelime “yaratım” olurdu. Bir cihaz her konuda size mantıklı cümleler kurup makul cevaplar sağlayabilir. Fakat kendi içsel yolculuğunuzda ihtiyaç duyduğunuz duygudaşlığı sağlamaz, size bilmediğiniz bir şey sunmaz. Çünkü bir insanda olup da onda olmayan şey yaşamsal deneyimlerdir. Bu tıpkı biri makine işi biri de el işi oyalı iki yazmanın arasındaki fark gibidir. Makine oyası daha çabuk ve hesaplı sonuçlar sağlarken öte yandan her yerde birileriyle pişti olmanız demektir. El oyası ise pahalıdır ve çok vakit alır. Bir yazarın orta halli bir kitap için iki sene yaratım sancılarıyla dolu bir süreçten geçmesi gibi. Bu yüzden el oyası tektir, biriciktir, her motifinde sabır kokusu alırsınız. Üstelik makine işi gibi kullan at felsefesiyle değil, emeği hürmetine kullanmaya kıyamama hassasiyetiyle tutarsınız sandıklarda.  Elbette yapay zeka insanlık tarihi için en önemli buluş, belki de bir çağı kapatıp diğerini açar niteliktedir. Ancak unutmayın, onun işi sizin talep ettiğiniz kadardır, bir noktada biter. Devreye gerçek bir şair girer, halimizi tercüme eder:

trrrrum,

trrrrum,

trrrrum!

trak tiki tak!

Makinalaşmak

istiyorum!

-Nazım Hikmet

Fotoğraf Teyit İnisiyatifi - CAI

Bilgiyi çarpıtma problemi artık sadece haber metinlerinde değil kullanılan fotoğraf ve videolarda da karşımıza çıkıyor.  Yalnızca okuduklarımız değil gözümüzün gördüğü de gerçekle örtüşemeyebiliyor. Papa’nın şişme mont giydiği, Trump’ın tutuklandığı, Macron’un çöp topladığı fotoğraflardan sonra Pentagon’un yakınındaki sahte patlama görüntüsünün de yapay zekayla üretildiği ortaya çıktı. Üretilen fotoğraflar sahte oldukları anlaşılana kadarki sürede hızla sosyal medyada yayıldığından dolayı ABD borsasında oluşan panik gibi ekonomik zararlara yol açabiliyor. En büyük zararsa gerçekliğin yeniden üretilmesinden dolayı algılara güvenememe problemi. Trump’ın tutuklandığı fotoğrafların sahte olduğu; kolu, yüzündeki yapaylık vb. sebeplerle anlaşılabiliyordu fakat çoğu zaman fotoğrafın sahte olduğu anlaşılamayabiliyor, hatta yarışmada ödül dahi alabiliyor. Alman fotoğrafçı Boris Eldagsen’in yapay zekayla ürettiği “The Electrician” eseri Dünya Fotoğraf Örgütü’nün Sony Dünya Fotoğraf Ödülleri’ni kazanırken, jüri fotoğrafın sahteliğini ıskaladı. Eldagsen ise yapay zekanın fotoğrafçılık olmadığını belirterek ödülü kabul etmedi.

Tüm bu olaylar Hucurât suresi 6. âyet -i kerime mealini hatırlatıyor “Ey iman edenler! Eğer fasığın biri size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilemeden bir topluluğa sataşırsınız da sonra yaptığınızdan pişman olursunuz.” Peki, bir sahte haberde kullanılan fotoğrafın yapay zekayla üretildiğini nasıl anlayacağız? Adobe liderliğindeki “İçeriğin Sahiciliği Girişimi (Content Authenticity Iniative)” görselleri teyit ederek çevrimiçi güveni onarmayı amaçlıyor. İnisiyatifin sunduğu İçerik Kimlik Bilgileri (Beta) özelliği içeriğin üretim, düzenlenme, yayımlanma ve paylaşılma sürecini kapsayacak şekilde uçtan uca teyit imkanı sağlıyor. Adobe Photoshop kullanıcılarının özelliği etkinleştirmesiyle bu bilgiler toplanıyor ve görselin köşesindeki “i” işaretine tıklandığında fotoğrafı kimin ürettiği, düzenlemeler vb. görülebiliyor. İçeriğin kaynağını doğrulamak için başvurulacak teknik standartları geliştirmek için de yine Adobe liderliğinde bir vakıf faaliyeti olarak “İçerik Kaynağı ve Özgünlük Koalisyonu (The Coalition for Content Provenance and Authenticity)” kuruldu.

Chat GPT ile Psikoterapi

“Yapay zeka insanların mesleklerini hangi alanlarda ne ölçüde ellerinden alır?” sorusu sıklıkla gündeme gelmekte. İnsan uzmanlığı gerektiren pozisyonların yerini yapay zekanın tutamayacağını söylemek kısa ve kolay olan cevap. Evet, insan ilişkisinin yerini tutmayacaktır belki ama asıl cevap bundan daha karışık. Yazılı iletilere dayalı ChatGPT, kendisinin bir ruh sağlığı uzmanı olmadığını fakat bir psikologmuş gibi terapötik içgörülerini sunabileceğini belirtiyor. Bir terapistle görüşme imkanı olmayan veya başka sebeple bunu gerçekleştirmeyen kişiler için kişinin kendisini özgürce ifade edebileceği ve durumu hakkında bilgi edinebileceği bir deneyim sunuyor yapay zeka ile konuşmak. Kendini ve özelini anlatmak ise verilerin kaydedildiği bu platformda doğal olarak gizlilik sorununu gündeme getiriyor. Psikoloji alanında veya terapi çeşitleri hakkında bilgiye erişimi kolaylaştırsa da bilgi temelli sunulan cevapların güvenilir kaynaklardan teyit edilmesi gerektiği gerçeği de akılda tutulmalı.

Sorunlarınızı, semptomlarınızı, durumunuzu, isteklerinizi veya düşüncelerinizi ifade ettiğinizde ve kendisi psikologmuş gibi cevaplamanızı istediğinizde ChatGPT pratik önerilerde bulunuyor, olası teşhis hakkında bilgilendirme yapıyor ve sıklıkla bir uzman ile görüşmeyi tavsiye ediyor. Fakat ChatGPT karşısındakinin duygusunu, düşüncesini, isteklerini, yaşadıklarını keşfetmesi ve anlamlandırması için paylaşımı izleyen sorular sorarak devam edilen bir diyalog oluşturamıyor. Empatiyle cevap verme ve paylaşılanı çok yönlü değerlendirme özelliklerinden yoksun olsa da yüzeysel ve hemen uygulanabilecek sorunlar için psikoloji literatürüne dayanan geçerli pratik çözümler üretmesi ChatGPT’yi bir dertleşme robotu olarak kullanmaya olanak sağlıyor. Kullanıcının bireyselliğini anlama, teşhis koyma ve doğru bir tedavi uygulamaktan oldukça uzak olan ChatGPT’nin profesyonel bir psikoterapistin yerine konulmaması gerektiği ise dikkatle vurgulanmalıdır.

Alan Turing 1912’de Londra’da doğmuş bir İngiliz matematikçi, 2. Dünya Savaşı’nda Almanların telsiz şifrelerini çözerek savaşın süresini 2 yıl kısalttığı öngörülen bir kriptolog ve henüz bilgisayarın olmadığı yıllarda basit hesap makinelerinden esinlenerek “makineler düşünebilir mi?” teoremi üzerine kafa yoran bir bilişimcidir.

Okula başladığı ilk yıllardan itibaren karmaşık matematik problemlerini kolayca çözdüğünü, ilerleyen yıllarda soyut matematik alanında çığır açacağını, ABD’ye davet edilince orada Einstein ile tanışıp onun hala anlaşılamayan kuramlarını hap gibi yutacağını hızlıca hatırlatıp geçiyorum. Asıl meselemiz bugün her yazılım uğraşıcısının kafasında uçup duran 1’ler ve 0’lar… Bir cihaz düşünün, bu bir bilgisayar ya da telefon olabilir. Her soruyu, problemi, denklemi ona iletiyorsunuz; o ise bunları çeşitli algoritmalara dönüştürüp en kısa sürede sizi tatmin edecek cevapları veriyor. Karşınızdakinin de sizin gibi etten kemikten bir insan olduğu, sorularınıza aldığınız cevaplara dayanarak bunun canı kanı olmayan bir makine işi olamayacağı sanrısına kapıldınız, değil mi? Tebrikler, TURİNG TESTİ başarılı oldu! Turing bir makineye onun anlayacağı dilden veri girişi sağlandığında her türlü bilgi ve çözümün elde edileceğini savundu. Bu düşünce ile kodlama ve yazılım aşamalarının prototipi sayılabilecek çalışmalar yaptı, ışığı bizi şimdilerdeki yapay zeka ve onun temeline dayanan Chat GPT uygulamasına kadar getirdi. Sonunda ne mi oldu? İngiliz devleti hakkında çok fazla sır bilen bir kriptolog ve fazla zeki bir insan olarak kalemi kırıldı. Maruz kaldığı muameleden ötürü gittikçe içine kapandı, zirveyi tadan pek çok insan gibi dibi gördü. Evinde siyanürlü bir elmayı ısırarak intihar etti. Merak etmeyin, içinize düşen acabayı tahmin edip yapay zekaya sizin için sordum. O, bana Alan Turing’in ölümünün şüpheli olduğu, otopsi bile yapılmadığı bilgilerini derleyip sundu. Bense klasik insancıl mantığımı işletime sokarak “İntihar etmek istesem, elmaya siyanür zerk etmek gibi fantezi yerine direk tüketime giderdim ya da birini öldürmek ve bunu temizce, kurbanımı şüphelendirmeden yapmak istiyorsam onun ayaküstü ısırıp bırakacağı bir gıdayı kullanarak yapardım.” sonucuna vardım.

Kraliçe Elizabeth tarafından gıyaben affedilen Alan Turing’in adına 1966’dan itibaren bir ödül atfediliyor. Her sene bilişim teknolojileri alanında önemli çalışmalar yapan bilim insanlarına “Bilişim Dünyasının Nobeli” olarak adlandıran bu ödül veriliyor.  Turing Ödülü! Söyle bakalım yapay zeka, bu kendi ektiğin tohumdan filizlenen dallarda infaz edilmek değil de nedir?

1=varsın ~ 0=yoksun

Google Oyun ve Uygulama Akademisi

Oyun ve Uygulama Akademisi, Google öncülüğünde öğrencilerin oyun uygulamaları ve çeşitli uygulamalar kurma girişimine destek olan bir programdır. Her bölümden 18-29 yaş aralığında olan gençlerin başvurabildiği bu programa öğrenciler mülakat ile alınmaktadır. Akademiye seçilen öğrencilere hibrit şekilde ücretsiz eğitimler verilmektedir ve rasgele oluşturulan öğrenci gruplarından bir uygulama ortaya koymaları istenmektedir. Eğitimler sonunda programı başarıyla bitiren öğrencilerin hazırladığı uygulamaların hayata geçirilmesine ve TakeOff’da projelerini sergileme imkanı sunmaktadır. Başvuruları ve gelişmeleri takip etmek için Instagram adreslerine veya internet sitelerine bakabilirsiniz.

https://instagram.com/oyunveuygulamaakademisi?igshid=MzRlODBiNWFlZA==

www.oyunveuygulamaakademisi.com

Chat GPT Nedir? Bilim Genç

Chat GPT 3’ten sonra Chat GPT 4’ün de tanıtımının yapılmasının hemen sonrasında TÜBİTAK Bilim Genç Youtube kanalı Chat GPT’yi basitleştirilmiş bir dil ile anlatan videosunu yayınladı. Bilim Genç yayınladığı videoda geleceği ütopik anlatan filmlerin gerçeklik algısından o kadar da uzak olmadığını bizlere göstermiş oldu. Geçtiğimiz aylarda çıkan tartışmalarda hızla gelişen yapay zekanın faydaları kadar birçok alanda etik ve insani ihlallerin yaşanacağı gerçeğini uygulama sahibi kurumun da bu duruma sessiz kalarak teyit ettiğine şahitlik ettik. Google ara yüzlerini geliştiren ve Yapay Zekanın babası olarak anılan Geoffrey Hinton işinden istifa ederek yapay zeka gelişmelerinin “toplum ve insanlık açısından ciddi tehlikeler sergilediğini” söyledi ve tüm bu gelişmelere karşı nasıl önlemler alınabileceği konusunda çalışmalara başladığını dile getirdi. İşin içinde yıllarını veren insanlar bile tedirginlik yaşadığı bu günlerde, Sanal dünyanın ardındaki karanlığı biz de çok merak ediyoruz.

Güncel gelişmeleri takip edip kullanırken etik ve insani değerleri de göz ardı etmememiz dileğiyle..