19. Yüzyıl Kentsel Dönüşümünde Barselona Örneği

Değerlendiren: Yunus Çolak

0
3493

19. Yüzyıl Kentsel Dönüşümünde Barselona Örneği, Funda Budak, 29 Kasım 2014 Cumartesi, 16.30

İLEM Sunumları’nda konuğumuz olan Funda Budak, 19. Yüzyılı kentsel dönüşümünde Barselona örneği” konusunda Marmara Üniversitesi’nde yazmış olduğu doktora tezini dinleyiciler ile paylaştı. İhtisas Çalışmaları bünyesinde faaliyetlerini sürdüren Kentlerin Dönüşümü Atölyesi katılımcılarının da dinlediği doktora tezi, bugünün dönüşümlerine altlık teşkil eden 19. yüzyıl Avrupa’sının hareketliliğine ışık tutmaktaydı.
Avrupa kentleri söz konusu olduğunda İngiltere, Fransa ve Almanya gibi bugün de küresel önemini koruyan emperyal güçlerin dikkat çektiğini belirten Funda Budak, reconquista ile birlikte anılan İspanya’nın da dikkat çekici bir ülke olduğunu belirterek konuşmasına başladı. Katalan bölgesinin başkenti konumundaki Barselona, İspanyol merkezi hükümetinin yer aldığı Madrid’le tarihsel çekişmelerin mekâna yansımasının izlenebildiği, Akdeniz liman ticareti ve sonrası sanayileşme hamleleri ile ekonomi mekân ilişkisinin zengin örüntülerle izlenebildiği bir kent olarak öne çıkıyor.
Şehir çalışmalarında popüler bir kavram haline gelen kentsel dönüşüm’ü, Budak, Maurice Halbwachs’ın Paris’in 19. yüzyıldaki genişlemesini analiz eden yaklaşımından hareketle kullandığını belirtti. Bu bağlamda dönüşümün, mülkiyetin el değiştirmesi, toprağın ticarileşmesi, köhnemiş merkezlerin yıkımı ve restorasyonu, tarımsal toprağın kentsel mekâna katılması ile birlikte sonuçlanan, çoğu kez kent yoksullarını çeperlere iten bir uygulama olarak görüldüğünü ifade etti. Budak, dönüşümün büyük kamulaştırma operasyonları ile gerçekleşebildiğini ve bunun tüm Avrupa’da farklı kısıtlılıklarla gerçekleşen ortak bir uygulama olduğunu aktardı. Örneğin, İngiltere de geniş topraklara (estate) sahip aristokratların mülklerinin merkezi yönetimce istimlaki o kadar da kolay gerçekleşmemiş; sonuç olarak Paris’in ve Barselona’nın geniş ölçekli dönüşümlerine karşın Londra’da parçalı dönüşümler ortaya çıkmıştır.
19. yüzyıl dönüşümlerini gerekli kılan çok önemli bir faktörün, surlarla çevrili kentlerde altyapı eksikleri ile ortaya çıkan büyük kolera salgınları olduğu belirten Budak, Paris’te başlayan hareketliliğin, Londra’yı ve diğer Avrupa şehirlerini etkilediğini dile getirdi. Budak,  Askeri bir savunma aracı olan surların, 19. Yüzyılda kentlerin ekonomik savunmasını engellemesi nedeni ile yıkıldığını, bu yıkımların özellikle İspanya’da merkezi ve yerel yönetimler arasında gerilimlere neden olduğunu, yerelin yıkım taleplerine karşın, kentleri surlar ile kontrol altına aldığını düşünen merkezin yıkımlara mesafeli durduğunu ifade etti. Barselona’da eski kentin surlarının açılması ile tarımsal arazilere genişleme imkânı kazanan kent için yeni bir planın yapılması Ildefons Cerdà’ya veriliyor. Cerdà, merkezin de himaye ettiği bir isim olarak, eski şehrin sürdürülmesindense Barselona için yeni ve radikal bir öneri geliştiriyor. Bir kenarı 113 metre olan kareler şeklinde yapı adalarına böldüğü yeni kentsel çevreyi, her yapı adasında toplumsal bütünleşmeyi de temin edecek bir kurgu ile tasarlıyor. Manzana adını verdiği, 520 adet yapı adası, Barselona’nın yeni bir biçim almasında, kent toprağının spekülatif yatırım aracına dönüştüğü, Paris ve aristokratların emlak vurguncusu olduğu Londra’dan farklı bir tipolojiyi var ediyor. Bu özelliği ile yirminci yüzyıla değin, diğer Avrupa kentlerinin aksine Barselona’da çöküntü alanları oluşmadığını dile getiren Budak, Cerdà’nın 19. yüzyılın ortasında Barselona’yı tasarlarken verdiği ulaşım kararlarının da oldukça radikal olduğunu, bu yolların yeni kamusallıklar var ettiğini dile getirdi. Barselona’nın entellektüel yönü ile öne çıktığını, tüm bu dönüşümlerin yirminci yüzyıl başında, başta Gaudi olmak üzere ciddi bir eleştiriye konu edindiğini dile getiren Budak, bu yönüyle Barselona örneğinin ve bütün dönüşümlerin tarihsel ve toplumsal koşullar ile birlikte ele alınması gerektiğini, sömürgelerden ele geçirilen sermayenin ve borca dayalı bir ekonomik düzenin dikkate alınmadan dönüşümün anlaşılamayacağını ifade ederek sunumunu tamamladı.
Budak’ın çalışması, popüler dönüşüm yaklaşımlarının tarihsel kökenini, Avrupa’da sermaye birikiminin döngüsünü göstermesi bakımından geniş bir literatüre yaslanan bir örneklik sunmaktadır. Fransızca, İngilizce, İtalyanca ve İspanyolca kaynakları tarayan Budak, Avrupa kentlerinde dönüşüm olgusunun Türkiye’deki dönüşüm algısı ile çelişen yönlerini de açıklamış olmaktadır.

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın!
Lütfen isminizi yazın