“Birden Bire Bul Mânâyı Bu Tuhfe Bulanındır”*

Yazar: Meryem Betül Koçak

0
219

                                                                     “Bî-mekânım bu cihânda, menzilim durağım anda”

 Yunus Emre

”Ya ben nereye aidim, ey benlerin ey nelerin sahibi!”

           Ahmet Murat

Atalarımız “dünya, iki kapılı handır” demiş. Bu sözü şöyle de okuyabiliriz: “Dünya yani hayat, iki kapılı han; insan ise iki kapı arasındaki yolcudur.” Bu yolculukta insan, arayış içerisindedir ta ki nefesi kesilip ömrü bitene kadar. Bir mânânın peşindedir aslında. Nereye gitse, ne yapsa hep onu arar. “Lafız kapısından mânânın halvet odasına doğru”** girmeye çalışır.

Bu arayış içerisinde insan, bir yandan da bir şeye ait olmak, bağlanmak ister. Sonsuzluğu tadan insan ruhu; sonsuz olma hissini, sonlu mekânlarda arar, sonsuz sevgisini ise, sonlu varlıklara adar. Fakat ruh bir kere sonsuzluğu tattığı için hiçbir yere, hiçbir şeye tam olarak ait hissedemez. İnsan bu iki ucu nasıl da barındırır içinde. Çelişki gibi gözüken iki uç, bu arayışı devam ettirir. Aslında insanı, insan yapan şey tam da budur. Hiçbir zaman tam ve ait olamama hissi, kalbinin sığamaması ve arayışının hep devam edecek olması. Şairin de dediği gibi,

“Bende sığar iki cihân ben bu cihana sığmazam
Cevher-i lâmekân benim kevn ü mekâna sığmazam.”***

Bu dünyaya sığamayan, alışamayan kalp gece vakti birden uyanır ve uyku tutmaz ya da otobüsten birkaç durak erken iner ve yürür, belki otobüse binmeden bütün yolu yürümeyi tercih eder. Soru işaretleri hiç peşini bırakmaz. Bir yandan dünyadaki zulme, savaşa, açlığa, cinayetlere isyan eder, çare arar, bir yandan elinden geleni yapmaya, iyiliği, güzelliği, merhameti çoğaltmaya çalışır. Bazen burada sonsuza kadar kalacakmış gibi hırsla çalışır bazen de cebindeki parayı düşünmeden çıkarıp verir bir ihtiyaç sahibine ya da verip vermemek arasında kararsız kalır, vicdanı ile hesaplaşır. İşte bunların hepsi, yerini yurdunu arayan insan için bir imtihandır.

Hz. Adem’in cennetten dünyaya indirilişinden bu yana insanoğlunun devam eden yolculuğunda dünya hayatına dair hissiyatını bizim Yunus ne güzel ifade etmiş: “Bî-mekânım bu cihânda, menzilim durağım anda.”**** Aradan geçen yüzyıllara rağmen durum değişmemiş. Ahmet Murat ise şöyle demiş bir şiirinde: “Ya ben nereye aidim, ey benlerin ey nerelerin sahibi!”

Bir mânâ çıkar karşımıza; ab-ı hayat gibi çağlayan berrak sularda yüzen balıklar gibi, daldan dala uçuşan kuşların umut dolu şarkıları gibi. Ferahlat kalbimizi, hanemizi, yurdumuzu “ey bizlerin, ey nerelerin sahibi”… Birden bire buldur o mânâyı, birden bire…


* Mısraın aslı şöyledir: “Birden bire bul aşkı bu tuhfe bulanındır”

**Gireli halvet-i ma’nâya lafızdan Gâlib
Bu zuhurat kamu ayn-ı butûn oldı bana

(Ey Galib! Lafız (söz) kapısından mananın halvet odasına girdiğinden beri, bu zuhurat benim bâtın gö*zümün sonuna kadar açılmasına sebep oldu.)

*** (İki cihan benim içime sığar ancak ben bu dünyaya sığmam. Mekânsızlık cevheri bende, ben bu âleme sığmam.)

****Bestelenmiş şeklini Çinuçen Tanrıkorur’dan dinleyebilirsiniz.

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın!
Lütfen isminizi yazın