Tüm dünyaya hâkim olan salgın sebebiyle hepimizin evlerinde kalması gerektiği bir dönemdeyiz. İlk haftalar belirsiz bir şekilde devam ederken, salgının kısa bir sürede bitmeyeceği anlaşıldı ve uzun bir süre evde kalacağımız gerçeğiyle karşı karşıya kaldık. Bu gerçek de bizi işlerimizin ev ortamında yapılabileceği alternatiflere yönlendirdi; online eğitimler, home-office toplantılar, sosyal medya canlı yayınları vs. gündemimiz haline geldi. Tabi tüm bu alternatiflerin günlük hayatımızdaki alışkanlıklarımızı da zamanla değiştireceğini düşünenler olduğu gibi karantina dönemi biter bitmez her şeyin eski haline döneceğini düşünenler de mevcut. İlem Blog ekibi olarak hep beraber ilk defa tecrübe ettiğimiz bu yeni dönem ile ilgili bir yazı serisi başlattık. İLEM öğrencilerinin evdeki tecrübelerini bizlerle paylaşmasını istedik ve onlara şu sorular yönelttik;

  1. Koronavirüs sebebiyle bir süredir evlerimizdeyiz. Bu süreçte eski alışkanlıklarınızdan, zevklerinizden değişenler oldu mu? Olduysa neler değişti?
  • Sürekli ertelediğiniz fakat bu dönemde yapma fırsatı bulduğunuz şeyler var mıdır?
  • Mevcut sürece kadar olan mecburiyetlerimiz bir anda hayatımızdan çekildi. Bu süreçte hayatınızdaki “önceliklere” dair düşünceleriniz değişti mi? Neler değişti?

Gelen cevapları da sizlerle paylaşmak istedik.


İçerisinden geçtiğimiz şu günlerde hepimizin bildiği gibi fiziki ortamlarda bir araya gelemiyoruz. Fakat biz İLEM öğrencileri cumartesi günleri derslerde, konferanslarda, kitap tahlillerinde bir araya gelip birbirimizle tecrübelerimizi paylaşmaya alışkınız. Geçirdiğimiz bu dönemde de hem tecrübelerimizi birbirimizle paylaşabilmek hem de şu günlerde yaşadıklarımızı kayıt altına alabilmek için İLEM blog ekibi olarak bir yazı serisi başlatmıştık. Belirli aralıklarla bizimle günlük rutinlerini, düşüncelerini paylaşan arkadaşlarımızın yazılarını yayınlamaya devam edeceğiz. Buyrun bu serinin ikinci yazısını okumaya..

Gerçek anlamda tarihe tanıklık ettiğimiz günlerdeyiz. Büyük depremleri, salgın hastalıkları hep babamdan, dedemden dinlerim sanıyordum. Ömrüm olursa ben de anlatacağım, hala şaşkınım. 

Ben normalde haftanın beş günü okula gidiyorum çünkü ders programım çok yoğun, haftada bir gün de İLEM’e gelince eve pek uğramaz olmuştum. Yapmam gereken işler çoğalınca Rabbim’den bana bir haftacık vermesini istemiştim, hayırlısını istemek gerekiyormuş ☺ haftalardır evdeyim. Pek hobi edindim denilemez ama dolaplarımı boyama fikri aklımdan çıkmıyor. Daha çok annecim bana yapmadığım temizlikleri yaptırıyor, yemek yapmayı öğretiyor. Uyku rutinimi hiç bozmadım tatil moduna girmemek için, ders çalışmaya devam ediyorum. Her gün iki dersimin haftalık konularını okuyorum, not alıyorum. Bunun yanında normalde gün içinde yapamadığım bir takım şeyleri ekledim. Her gün bir sayfa Kur’an okuyup bu sayfanın mealini yapıyorum, biraz biraz da ezber yapıyorum, ahirete de çalışmak lazım İzlemek için not aldığım filmler, okumak istediğim romanlar vardı, onlara başladım. Arada annemle kadın kuşağı programları izleyip nereye kadar sabrederim diye kendimi deniyorum Sosyoloji bölümü öğrencisiyim, mesleki deformasyon sanırım haberleri izleyip, sosyal medyayı takip edip virüsün insanlar üzerindeki etkilerini yorumlamaya çalışıyorum, bunları günlüğüme yazıyorum. 

Pek panik halinde, kaygı içinde ya da depresyonda olduğum söylenilemez. Bu salgını engellemek bizim elimizde. Tedbir alıp sabredeceğiz, inşallah her şey normale dönecek belki de eskisinden daha güzel olacak. Selametle 

Ceren Erdoğan, İLEM Eğitim Programı I. Kademe Öğrencisi

Sürekli ertelediğim ve birlikte gerçekleştirmeyi planladığım iki şey vardı; erken kalkmak ve spor yapmak. Eve geldikten sonra bu ikisini öncesine oranla daha planlı ve düzenli gerçekleştirebiliyorum çünkü günün akışını kesecek çok fazla faktör olmuyor, eğer annem yufka açmak vb. bir şeye karar vermemişse o gün.  Böylelikle gece on ikiden önce uyumuş oluyorum. Bu da erken kalkmak için iyi bir motivasyon oluyor benim için. Sabah namazından sonra ev ahalisi bir miktar daha uyuduğunda ben ayakta kalıyorum. Daha önce günün bu saatlerini pek değerlendiremiyordum, bir gün kalksam bir gün kalkamıyordum vs… ancak artık erkenden kalkıp kısa bir süre içinde kuran ve meal okuması yapabiliyorum. Hemen sonrasında okumakta olduğum romandan biraz okuyorum. Sonra internetten takip ettiğim bir sporu yapıyorum. Sonra evdekileri kaldırıyorum, onlar hayvanları yedirmek için dışarı çıktıklarında ben kahvaltıyı hazırlıyorum. Sabahın bu erken saatlerini bu kadar düzenli yaşamak hep istediğim ancak hiç gerçekleştiremediğim bir şeydi, bu süreçte belki bunu hayatıma yerleştirmiş olmak gibi bir kazanım elde edebilirim diye düşünüyorum. Özellikle evde kaldığımız bu süreçte erken kalkmayı herkese tavsiye ederim.  

Hemen herkes için hayatının önceliklerinin değiştiği bir durum söz konusu olmuştur diye düşünüyorum. Benim değiştiğini ya da en azından farkındalığımın arttığını düşündüğüm bir şey var; aile evim. Liseyi de yatılı okumuş olan biri olarak en son dokuz sene önce yılın bu vakitlerinde memlekette bulunmuş oldum. Bu çok uzun bir süre ancak, geriye dönüp baktığımda ben burada büyüdüm, çocukluk arkadaşlarım burada idi, oynadığım taşlar çamurlar ağaçlar.., onlar hala buradalar ama uzun bir süre ben yoktum. Annem ve babam hep bu evdeydiler, beni bu evde büyüttüler ve ben de bu evin bir üyesi idim ancak dışarıda kaldığım bu dokuz sene boyunca gidip gelmelerimin hep bir misafir gibi olduğunu fark ettim. Bir ayağının hep dışarıda olması durumunu yaşadım. Evine hiç gelmeyen bir evlat da değilim kesinlikle ama bu farklı durum şundan kaynaklanıyor bence; bir öğrenci olarak hayatımızın büyük bir bölümünü okulu ve dersleri önceleyerek geçiriyoruz ya da benim için durum öyle idi. Eve geldiğimde okulu ve dersleri buraya getiremediğimden aile evim aslında hayatımın akışında bir kesinti oluşturuyordu. Tatil, dersler ve okumalar için bir mola vs.. şimdi okulumla birlikte aile evime geldim, burada öncelikler birbirine girmiş durumda, ev ve dışarı işlerinde aileme yardımcı olmak mı, bitirmeyi hedeflediğim kitabımı okumak mı ya da İlem makalesine odaklanmak mı önceliğim olmalı mesela kestiremiyorum. Ama henüz bir ay dolmuş değil, umutluyum, bence öğreneceğim.

Şeyda Karabatak, İLEM Eğitim Programı II. Kademe Öğrencisi 


Covid-19 virüsünün tüm dünyayı etkisi altına almasıyla beraber tüm işleyiş düzeni çok hızlı ve beklenmedik bir şekilde değişti. Öngörülen ekonomik analizler, muhtemel krizler, bölgesel gerilimler, çevresel meseleler ve her bir bireyin gündelik yaşantısındaki muhtelif koşuşturmacalar bir anda durdu. Devlet otoritesinin icbarı sebebiyle kimi insanlar gönülsüz, kimi insanlar kaygıyla, kimileri de bu sürecin bir fırsat olduğu düşüncesiyle evlerine çekilmek zorunda kaldı. Haliyle ben de ev halkı ile birlikte kendimi mümkün olduğu ölçüde ‘’dışarı’’ hayatından tecrit ettim.

Esasında bu süreç benim açımdan aşina olduğum eski yaşama biçimimin daha nitelikli formu olarak tanımlanabilir. Geçmiş dönemlerimdeki aylaklıklarımı daha derin bir şekilde muhasebe edebildiğim bu vakitler, benim için ‘’keşke şu ‘-mış gibi’ yaptığımız işlerden uzaklaşıp kendi arzu ettiğim çalışmalarıma yönelebilsem’’ temennimin zor bir imtihan ile kabulü gibi oldu. Sabah belli bir saat dilimde alarm ile bir yere yetişme amacı olmaksızın uyanmak gerçekten çok güzel bir deneyim. Zorunlu yolculukların olmadığı, çalışma imkanını tamamen kendinin belirlediği bu süreç benim için virüsün yıkıcı etkisini göz ardı edecek olursak bir şükür sebebi diyebilirim. Koronadan evvel en son ne zaman film izlediğimi hatırlamıyorum ama bu süreçte hafta en az bir-iki film izlemeye başladım. Bununla birlikte okuldaki derslerimin okumalarını ve İLEM’in tahlil okumalarını çok daha kaliteli ve stresten uzak bir şekilde yapabiliyor olmak gerçekten çok güzel bir tecrübe. Ayrıca evde aşırı hantallaşmamak için spor yapabileceğim ufak tefek aletler ve eşimle birlikte muhabbeti daha keyifli hale getirebilmek için 2000 parça bir yap-boz aldım. Tüm bu tahrip edici süreç içinde bile insanoğlunun boşluk kabul etmeyen yapısının yeni imkân ve meşgaleleri aramakta çok mahir olduğunu şahsım nazarında tecrübe etmiş bulunuyorum.

Nisa suresinde rabbimizin buyurduğu üzere başımıza gelen her güzellik Allah’tandır ve başımıza isabet eden her musibet kendi nefsimizin yaptıklarındandır. Bizlerin hayır gördüğü şeylerde şer ve şer bildiklerimizde nice hayırlar mevcuttur. Kitabı Kerim’in tefekküre yönelten bu ikazlarının, içinden geçtiğimiz şu süreçte bizler için bir imkân olması ve bu sürecin tüm insanlık ailesinin gelecek akıbeti açısından daha hayırlı olması temennisini Mevla’mızdan niyaz ediyorum.

Hamza Taha Baba, İLEM Eğitim Programı II. Kademe Öğrencisi 

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın!
Lütfen isminizi yazın