Masonluğun Algı Biçimi: Büyük Doğu Örneği

Değerlendiren: Hüseyin Arslan, İDP Araştırma Stajyeri

0
1103

Özgürlük çerçevesinde Hıristiyanların çok fazla içki tüketmeleri sağlanarak uyuşturulmaları, casus öğretmen ve mürebbiye asalak misali eğitilmeleri, aptallaştırılmalarının sağlanması hedeflenmiştir. Kendilerine parola olarak “kuvvet ve riya”yı seçen masonlar kendilerine körü körüne itaat eden halkı olan bir devlete sahip olmayı tahayyül etmektedirler.

Türkiye siyasi hayatına bakıldığında birçok kişi masonlukla suçlanmıştır. Tanzimat döneminden bu yana mason olmak milli ve yerel olmama durumu olarak görülmüştür. Bu anlamda masonlar siyonizmin birer temsilcisi olarak düşünülmüşler ve siyonizmin beynelmilel hedeflerini gerçekleştirmeye çalışan kişiler olarak telakki edilmişlerdir. Bundan dolayı masonluk ülke menfaatlerine aykırı davranmayı öngörür. Gizli bir şekilde faaliyetlerini yürüttükleri düşünülen mason localarının başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere birçok ülkede mensupları bulunmaktadır. Masonlar bulundukları ülkedeki siyasi ve ekonomik yapıya yön vermeye, kendi emellerini devlet emelleri ile özdeşleştirmeye çalışmaktadırlar. Bu anlamda masonluk ile yaftalanmak ülke çıkarlarına aykırı davranmakla suçlanmak anlamına gelir.

Modern Türkiye Tarihi incelendiğinde V. Murad, Koca Mustafa Reşid Paşa, Hayreddin Paşa, Mithat Paşa ve Süleyman Demirel gibi önemli yöneticiler masonlukla suçlanmışlardır. Masonlara karşı Türkiye’de birçok kurum ve kuruluş kurulmuştur. Özellikle Necmettin Erbakan’ın ömrünün sonuna kadar liderliğini üstlendiği Milli Görüş Harekâtı siyasi arenada masonluğa en sert tepkiyi göstermiştir. Masonluğa karşı gösterilen tepkiler sadece siyasi arena ile sınırlı kalmamış masonluğun iç yüzünü ifşa etmek amacıyla birçok kitap neşredilmiştir. Bu metinler, masonların birbirlerini tanımak amacıyla taşıdıkları işaretlere, kendi aralarındaki selamlaşmalara ve gizli emellerine yer vermişlerdir.

Siyasi arena dışında masonluk mevzusu birçok İslamcı kimliğe sahip derginin de ilgilendiği ana konulardan olmuştur. Bu dergilerden önde gelenlerden biri Büyük Doğu Dergisi olmuştur. 1943 – 1978 yılları arasında İstanbul’da yayınlanan, yazı işleri müdürlüğünü Necip Fazıl Kısakürek’in yaptığı ve Behçet Adil Bağdatlıoğlu, Necip Fazıl Kısakürek ve Neslihan Kısakürek’in sahiplendiği Büyük Doğu Dergisi’nde “Yahudilik ve Masonluk Sırrı” başlıklı dört yazı neşredilmiştir.

“Vesikalar Konuşuyor” üst başlığını taşıyan yazılar 1902 – 1903 yıllarında ilk defa Moskova’da yayınladığı düşünülen “siyon protokolleri”ni konu edinmektedir. 1905 yılında Rus Papazı Prof. Dr. Sergei Nilus’un yayınladığı kitabında protokollerin bir arkadaşı tarafından kendisine verildiğini ifade etmiştir. Ancak ilgili protokollerin gerçek olup olmadıklarına dair bir tartışma söz konusudur. Siyon protokolleri Türkiye’de birçok yayınevi tarafından neşredilmiştir. Büyük Doğu Dergisi’nde yayınlanan protokollerin kim tarafından kaleme alındığı bilinmemekle birlikte Necip Fazıl Kısakürek olduğu tahmin edilmektedir.

Bir dizi olarak yayınlanan yazıların ilki 4 Ekim 1946 yılında derginin 49. sayısında neşredildi. Yazıda, Yahudilerin emellerini 1906 yılına kadar gizledikleri ancak Ağustos 1906 tarihinde British Museum’da bulunan bir kitapla (İsâ Aleyhtarlığının Siyasî İmkânları)  birlikte gizli amaçlarının ortaya çıktığı dile getirilmektedir. Akabinde neşredilen “Siyon Protokolleri” isimli eserle birlikte bu emellerin daha da farkına varıldığı belirtilmektedir. Yazının girişinde Siyon Protokolleri kitabının nasıl ortaya çıktığı ile ilgili bilgi verilmektedir. Akabinde bu protokollerin yayınlanmasının önemi vurgulanır ve “Tanzimattan beri siyasî, idarî, içtimaî, iktisadî; edebî; harsî sahalarda birer inkılâpçı diye tanıtılan kahramanlardan çoğu, hemen hepsi işte bu gizli kuvvetlerin haberli veya habersiz kuklalarından başka bir şey değilmiş…” ifadelerine yer verilir. Daha sonra kitaptan yapılan alıntılar sonucunda “Protokol 1” alt başlığıyla devam edilir. Gerek iç karışıklıklardan dolayı gerekse dıştan müdahalelerle yıpratılan devletlerin sermayeler için Yahudilere başvuracağı düşünülür. Özgürlük çerçevesinde Hıristiyanların çok fazla içki tüketmeleri sağlanarak uyuşturulmaları, casus öğretmen ve mürebbiye asalak misali eğitilmeleri, aptallaştırılmalarının sağlanması hedeflenmiştir. Kendilerine parola olarak “kuvvet ve riya”yı seçen masonlar kendilerine körü körüne itaat eden halkı olan bir devlete sahip olmayı tahayyül etmektedirler.

11 Ekim 1946 tarihinde neşredilen derginin 50. sayısında dizi yazının ikinci kısmı yayınlandı. Bu yazıda mahut protokollerin sayısının yirmi olduğu belirtilir. Yazının giriş kısmında protokolleri bir araya toplayan Roje Lambelen’in bazı ifadelerine yer verilir. Her protokolün bir ders niteliği taşıdığı düşünüldüğünde Yahudilerin yüzyıllardır hedefleri olan dünya hükümranlığını elde etmelerine ramak kaldığı vurgulanmaktadır. İsrailoğulları altını ellerinde tutarak devletlere tahakküm kurmayı planlamaktadırlar. Avrupa devletlerini de çıkaracakları kaoslar ile kontrol altında tutmaya çalışacaklardır. İlgili yazıda Yahudilerin bu amaçlarına değinildikten sonra protokollerin ikinci ve üçüncü kısımlarından alıntı yapılmıştır. Yahudiler, çocuklarını ehil kimseler tarafından eğitilmesi sağlanacak ve her çocuk uzman olarak yetişeceğinden dünyaya hükmedebilme potansiyeline sahip olacaktır. Hıristiyanları ise Marksizm, Darvinizm ve Niçeizm gibi akımlarla uğraştırıp herhangi bir şeyi fark etmeleri engellenecektir. Yahudiler, amaçlarını gerçekleştirmeye az kaldığını ifade etmişlerdir. Bu yüzden planlara daha fazla sadık kalmaları ve planları yürürlüğe koymak için daha özenli davranmaları gerektiği hatırlatırlar.

Yazının üçüncü kısmı 18 Ekim 1946 tarihinde derginin 51. sayısında yayınlandı. Yazıda aydınların ve halkların her ne şekilde olursa olsun kendi egemenlikleri altına alınmaları gerektiği vurgulanmaktadır. İktidar hırsı olanlara devlet yönetimini teslim ederek, bu kişileri istedikleri şekilde manipüle etmeyi hedeflemektedirler. Fransız İhtilâli’nin kendileri (masonların) tarafından çıkarıldığını belirttikten sonra uluslararası arenada nasıl masum bir millet haline geldikleri anlatılır. Kazandıkları masumiyet hüviyeti sayesinde kendilerine meydan okundu mu Avrupa devletleri tarafından hakları korunacaktır. Avrupa devletlerinin 57kuvvete boyun eğmeleri, cinayetlere karışmaları masonların işini kolaylaştırdığı vurgulanmaktadır. Avrupa devletlerinin yöneticileri birçok rüşvet olaylarına karışmalarına rağmen devletin daim olarak ayakta kalabilmesi için halkın kendilerine muhtaç olduğu düşüncesini yayarlar. Yöneticiler ajanlarıyla halkı manipüle ederler. Masonların üzerinde durdukları diğer bir husus ise hürriyet mevzusudur. Hürriyet insanı Allah’a ve tabiata karşı mücadeleye sevk edebilme potansiyeline sahip olduğunda mason olarak en önemli amaçlarından biri halkların hürriyetlerini ellerinden almaktır. Böylece halkların kendilerine karşı ayaklanmaları engellenmiş olacaktır. Masonlar devletlerin yönetiminde yer alan ajanları sayesinde her cumhuriyetin dönem dönem sorunlarla karşılaşmasını sağlayacaklardır. Gizli tutulan bu çalışmaların ortaya çıkmasını engellemek için de her türlü yola başvurulacaktır. Devletlerin söz konusu emellere ulaşmasını engellemek için insanların sanayi ile ilgilenmeleri sağlanacaktır. Sanayi ile sürekli ilgilenen halkın masonların gizli eylemlerini fark etmeleri engellenecektir. Hıristiyanlar arasında ekilen nifak tohumlarından dolayı Hıristiyanların birleşmeleri söz konusu olamaz. Bizzat Allah tarafından seçildiklerini düşündüklerinden hiçbir milletin kendileri ile baş edemeyeceklerine inanırlar. Masonlar, halkların zihin yapılarını değiştirip düşüncelerini yönlendireceklerine inanırlar.

25 Ekim 1946 tarihinde neşredilen derginin 52. sayısında dizi yazınının son kısmı yayınlandı. Bu yazıda 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 17, 22 ve 24. protokollere yer verilmiştir. Masonlar, kontrolü ellerinde tutmaya devam etmek için yöneticilerin yanında muhalifleri de kontrol etmeleri gerektiğine vurgu yapmışlardır. Kendi alanlarında iyi yetişmiş gazeteciler, rejim destekçileri ve öğretmen gibi kişilerle amaçlarına ulaşacaklarını düşünmektedirler. Ekonomik yolla kendilerine muhtaç edecekleri devletleri dağıtmak, zehirlemek, parçalamak, iç mücadelelerle çürütmek temel amaçları olmalıdır. Devletleri ve halkı manipüle etmek için basını ele geçirmeleri gerektiğini vurgulamışlardır. İnsanları oyalamak için sanatsal faaliyetler ve spor müsabakaları düzenleyeceklerini belirtmişlerdir. Toplumun yediden yetmişine kadar her kesimine ajan yerleştirerek insanların yönlendirilmeleri sağlanacaktır.

Büyük Doğu Dergisi’nde yayınlanan “Siyon Protokolleri”ne genel olarak baktığımızda masonların devletleri yönetmek için halkı manipüle etmek, gizli emellerinin devletler tarafından engellemek, devletleri parçalamak, borçlandırmak, insanların özgürlüklerini ellerinden almak, iç isyanları desteklemek ve kendilerine itaat edilmesini sağlamak gibi amaçlar doğrultusunda yönetimi elinde bulunduranları, muhalifleri ve halkı casuslar aracılığıyla yönlendirmek gibi emelleri ön plana çıkmaktadır.

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın!
Lütfen isminizi yazın