İnsanlık tarihi boyunca, her dönemde ve her coğrafyada insanların sorduğu muhtemelen birkaç ortak sorudan birisi ‘zaman nedir?’ sorusudur. İnsanın bilme faaliyeti açısından kuşatmasının çok zor olduğu, her özüne yaklaştığını düşündüğünde hep kendisinden kaçan, her zaman gizemli ve karanlık bir tarafının kaldığı bir konu. Hiçbir zaman hiçbir farklı yaklaşım zaman konusunda son sözü söyleyememiştir. Augistunus’un “Zaman nedir diye sorulmazsa ne olduğunu biliyorum, ancak sorulduğunda bilmiyorum” ifadesi de bunu özetlemektedir.

Diğer taraftan zaman, Aristoteles’ten itibaren hep hareketle irtibatlı görülmüştür. Hareketle ilişkili olması demek eşya ile irtibatlı olması demektir. “Dolayısıyla her şey donup kalsa zaman da dururdu. Zamanın, demişti Aristoteles, olaylardan bağımsız bir varlığı söz konusu olamaz. Hiçbir şey hareket etmiyorsa zamanın anlamı olmaz.” (Hart-Davis 2013, s. 11) Avrupa’da, 17. yüzyılda yaşanan ve Bilim Devrimi denen süreçten sonra fizikî zamanı anlama çabası çok daha öncelikli hale gelmeye başladı. Özellikle Newton’un ‘mekanistik doğa’ anlayışı, evreni mahiyeti itibariyle değişikliğe uğramayan, dış müdahalelerden etkilenmeyen, ‘saat gibi çalışan’ bir konuma indirgemişti. Dolayısıyla Fizik, evrenin işleyiş mekanizmasını keşfedebilir ve bunu matematik dile dökebilirdi. Bu doğa tasavvurunda zaman hiçbir şeyden etkilenmeyen, kendi akışı içerisinde sürekli devam eden bir şeydi. Bu fizikî zaman algısı kısa bir sürede hâkim ve belirleyici hale geldi. Bu da o günkü bilimin gidişatı açısından çok işlevseldi. Çünkü böylece zaman “büyük bir kesinlikle tespit edilebiliyor; yani ‘ölçülebiliyordu’ ve ‘zamansal nicelikler’ başka ölçümlerin sonuçlarıyla birlikte matematiksel hesaplamaların içinde yer alabiliyordu.” (Elias, 2000, s. 153) Kuantum fiziği ve İzafiyet Teorisi ise bu mutlak ve niceliksel zaman anlayışını değiştirdi. Artık zaman nesnel, her şeyden bağımsız kendi halinde akan bir şey değil, ona bakan gözlemciye ve ölçüm şekline göre değişebilen bir şeydi. Mekânın üç boyutuna dördüncü bir boyut olarak zaman da eklendi. Artık tek başlarına mekân ve zamandan değil, uzay-zamandan bahsetmek gerekiyordu.

Peki ya zaman-toplum ilişkisi? Zamanın topluma ve toplumun zamana etkileri nelerdir? Zaman-toplum ilişkisinde benzerlikler, farklılıklar, örüntüler, dönüşümler var mıdır? Sosyolojide çokça kullanılan geleneksel, modern, endüstriyel, post-endüstriyel veya bilgi toplumlarının zamanla ilişkisinde de farklılıklar var mıdır? Bu ve benzeri sorular zaman sosyolojisi’ni ortaya çıkarmıştır. Doktora eğitimime başladığımda zihnimde hep zamanla ilgili bir konu çalışmak vardı. Türkiye’de akademide bu konu hâlâ dikkat çekmiyor. Tez yaptıran hocaların gündeminde olmayınca, bu alana dair tezler de çıkmıyor. Buna rağmen bu alanı çalışmaya başladım. İki senenin sonunda bu alanın çerçevesini, literatürünü bir dereceye kadar görme noktasına ancak gelebildim. Bu yatay ilerlemeyi aşıp derinlemesine peşinden gidebileceğim ve bir teze dönüşebilecek sorularım hâlâ oluşmamıştı. Çünkü başlarda sadece bir konu olarak baktığım bu alanın birçok disiplini yatay kesen devasa bir alan olduğunu fark ettim. Ya beş-on yıl bu alanla hemhâl olmam veyahut konuyu değiştirmem gerekiyordu. Hocamın da yönlendirmesiyle ikinci yolu tercih ettim. Bu alanı çalışmayı da -mümkün olur mu bilemem ama- ileride tekrar dönmek üzere rafa kaldırdım. İLEM Blog’un zamanı dosya konusu yaptığını görünce, belki beni alana ihanet etmiş olmaktan kurtaracak bir fırsat olabilir düşündüm. Hiç değilse bu konularda çalışma yapmayı düşünen genç araştırmacılara, giriş düzeyinde de olsa bir literatür tanıtımı yapabilirdim. Bu yazıyı da bunun için kaleme aldım. Amacım sayfalarca sürecek bir literatür listesi vermek değil, sadece ilgili araştırmacıyı alanla nitelikli çalışmalar üzerinden tanışmasını sağlamak. Zira bu konu Avrupa, Amerika ve Avustralya’da birçok üniversitede lisansüstü dersi olarak okutulan, hakkında müstakil dergiler olan, yüzlerce kitap, binlerce makale yayımlanan, hem teorik tartışmaların yapıldığı hem de alan araştırmalarıyla çok daha spesifik noktalara doğru gidilen bir çalışma alanı. Aslında toplumu anlamamıza farklı bir açıdan çok önemli katkılar sunabilecek yeni bir tutamak.

Diğer disiplinlerle mukayese edildiğinde zamanla ilgili bilgi üretmede Sosyolojinin geride kaldığı söylenebilir. Hatta “[z]aman, modern sosyolojik analizdeki eksik değişkendir.” (Hassard 1990, s. 1). İnsanın gözünün hemen önündeki şeyi ve çok uzağındaki bir şeyi görememesinde olduğu gibi bir de zihnî görüş izgesi (spektrum) vardır. Sosyolojik izgede zaman bir yönüyle görülemeyecek kadar göz önünde diğer taraftan görüş açısına giremeyecek kadar uzağında kalıyordu. Aslında zaman konusu antropologların dikkatini çok daha önce çekmişti. Fakat bunlar daha çok ilkel toplumlar ile batı toplumları gibi kaba bir mukayeseye dayanıyordu. Antropolojik çalışmalara iyi bir örnek İngiliz antropolog E. E. Evans-Pritchard’ın Sudan’daki Nuer topluluğunu incelediği ve 1940’ta basılan The Nuer kitabıdır. Bu çalışmada zamana önemli bir yer ayrılmıştır. Fakat antropolojik yöntemlerle elde edilen sonuçlar olduğu gibi sosyolojiye aktarılamazdı.

Zaman, ilk dönem Sosyoloji teorisyenlerinin ana konularından biri değildir. Buna rağmen eserlerinde küçük notlar halinde değiniler de vardır. Mesela Durkheim’da zaman, genel yaklaşımına uygun bir şekilde kolektif bir olgudur ve kolektif bilinç tarafından üretilmiştir. Dolayısıyla zaman “gerçek bir toplumsal kurumdur.” (Durkheim 2011, s. 23) Daha sonra onun izleyicisi Fransız sosyologlar tarafından da aynı şekilde ele alınmıştır. Zaman sosyolojisinin bir akademik alan olmaya doğru giden yolda en önemli noktalardan birisi Pitirim A. Sorokin ve Robert K. Merton’un kaleme aldıkları ve 1937’de yayımlanan Social Time: A Methodological and Functional Analysis başlıklı makaledir. George Gurvitch’in 1958’de yayımlanan The Spectrum of Social Time adlı kitabı sosyal zamanı sekiz kategoriye ayırarak çok daha ince bir şekilde derinleştirmiştir. Bunlar gibi istisnai çalışmalar dışında 1980’lere kadar zaman sosyolojisi çok da ilerleme kat edememiştir. Fakat 80’ler ve özellikle 90’lardan sonra sosyolojinin konusu olarak zaman çalışmalarında patlama olmuştur.

Bu bilgilerden sonra zaman sosyolojisi çalışmak isteyenler için yol gösterici olacak şekilde önemli birkaç isim ve çalışmadan bahsedebiliriz. Erken dönemde yazılmış üç çalışma, alanın genel resmini görmek için faydalıdır: John Hassard’ın editörlüğünde hazırlanan Sociology of Time kitabı, Gilles Pronovost’un Introduction: Time in a Sociological and Historical Perspective ve Werner Bergmann’ın The Problem of Time in Sociology: An Overview of the  Literature on the State of Theory and Research on the ‘Sociology of Time’, 1900-82 adlı makaleleri. Bu genel bakışlardan sonra alana giriş olarak Barbara Adam’ın kitaplarından bahsedilmelidir. Alanla ilgili birçok makalesi ve beş de kitabı olan Adam’ın en önemli ve öncü çalışması ise Time and Social Theory’dir. Gündelik hayata zamansal yaklaşımlarda ise öne çıkan isim Eviatar Zerubavel’dir. 1979’da Patterns of Time in Hospital Life başlıklı öncü çalışması,toplumda zamansal ayrıntıları dikkate sunan Hidden Rhythms, hiçbir astronomik döngüye tekabül etmeyen ama tarih boyunca birçok kültürün kullandığı haftayı merkeze alan The Seven Day Circle ve daha yakın dönemde yazdığı Time Maps yanında, alana büyük katkılar sunan onlarca makalesi de vardır. Akademik süreli yayınların takibi, hem alanın seyrini hem de konularını görmek açısından önemlidir. Birçok farklı sosyoloji dergisindeki makaleler dışında, spesifik olarak sosyolojik açıdan zamanı ele alan dergiler de vardır. Bunların başında 1992’den beri çıkmakta olan Time and Society dergisi gelmektedir. Ayrıca zamanı sosyolojik boyutunun dışında da ele alan yazıların yayımlandığı 2001’de çıkmaya başlayan KronoScope: Journal for the Study of Time ve 2013’te çıkmaya başlayan Timing and Time Perception dergileri zikredilmelidir.

Türkçede ise zaman sosyolojisine dair çalışmalar çok azdır. Önce birkaç tercümeden bahsedeyim. Norbert Elias’ın Zaman Üzerine adlı kitabı neyse ki tercüme edilmiş ve Ayrıntı Yayınları tarafından basılmıştır. Ufuk açıcı ve kışkırtıcı bir çalışma olan bu kitap, alana ilgi duyan araştırmacıların okunacaklar listesinin başlarında yer almalıdır. İletişim Yayınları tarafından basılan, özgün bir yöntemle yazılmış ve zamanın standardize ediliş sürecini anlatan Stephen Kern’in Zaman ve Uzam Kültürü (1880-1918) adlı kitabı önemlidir. Türk modernleşmesinin zaman üzerinden yeni bir okumasının aslında büyük imkânlar barındırdığını gösteren, yakınlarda tercüme edilen ve Alaturka Saatleri Ayarlama: Geç Osmanlı’da Zaman ve Toplum başlığıyla Türkiye İş Bankası Yayınları tarafından basılan Avner Wishnitzer’in kitabı ince bir akademik işçilik örneğidir. Zaman-kültür ilişkisine dair temel kavram ve meselelerin bir özetinin de bulunabileceği Maya Kitap tarafından basılan Robert Levine’e ait Zamanın Coğrafyası: Kültürlerin Zaman Algısı Üzerine kitabı sade ve okunması zevkli bir kitaptır. Ayrıca basit bir tekniğe dayansa da otuzun üzerinde ülkede uygulanması dolayısıyla önemli olan bir araştırmanın sonuçlarını da içermektedir.

Telif olarak ise Türkçede doğrudan çalışma yok denecek azdır. Ejder Okumuş’un 2010’da yayımlanan ve fakat çok net bir harita sunmayan Zaman Sosyolojisi: Bir Giriş Denemesi adlı makalesi ve zaman sosyolojisiyle ilgili bazı meselelerin sistematik olmayan bir şekilde ele alındığı Zamanın Toplumsal Gerçekliği: Zamanda Yolculuk-Zamanla Yaşamak-Zamanda Var Olmak adlı bir de kitap çalışması vardır. Celaleddin Çelik’in, zaman sosyolojisinin en önemli kavramı olan sosyal zaman üzerinden açıklayıcı ve aynı zamanda Konya’da yapılan bir alan araştırmasını da içeren Sosyal Zaman ve Din başlıklı kitabı, doğrudan alanla ilgili ender Türkçe telif çalışmalardan biridir. Türkiye’de bu alanda çalışmayı düşünenler için zevkli bir alan olduğunu ve yapılacak çok işin olduğunu belirterek bitireyim. 

Kaynakça

Durkheim, Émile (2011). Dini Hayatın İlkel Biçimleri. Ankara: Eskiyeni Yayınları.

Elias, Norbert (2000). Zaman Üzerine. Ayrıntı Yayınları.

Hart-Davis, Adam (2013). Zaman Kitabı: Zamanın Gizemi Nedir, Nasıl İlerler, Nasıl Ölçeriz? İstanbul: NTV Yayınları.

Hassard, John  (1990). Introduction: The Sociological Study of Time. Sociology of Time (Ed. John Hassard)  içinde. New York: St. Martin’s Press, 1-18.

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın!
Lütfen isminizi yazın