Dünyayı Sanatla Renklendirenler: Genç Çizerler

Soruşturma: Esra Kamacı & Nurcan Bayram

Zihnimizdeki soyut imge ve duyguları, somut dünyayla buluşturan; düşünce bulutundan kağıdın üstüne aktaran birileri var: Çizerler.

Biz de bu dosyada hayalleri gerçeğe, cümleleri renklere ve çizgilere dönüştüren genç çizerlerle röportajlar yaptık. Çizime nasıl başladıkları, sürecin nasıl ilerlediği ve çizer olmaya dair konular hakkında sorular sorduk. Onlar da kendi tecrübelerini ve kendileri gibi genç çizer adaylarına yönelik tavsiyelerini aktardılar.

Sizleri biraz tanıyabilir miyiz? Çizim serüveniniz nasıl başladı; nasıl devam ediyor?

Ahmet Faruk Yılmaz:

İstanbul Fatih’te doğdum büyüdüm eğitimimi de bu şehirde aldım. Esasında her çocuk gibi ilkokul çağında resim serüvenim başladı diyebilirim. Kitap kenarlarına defter arkalarına bir şeyler karalayarak çizime kabiliyetim olduğunu fark ettim. Küçükken çizdiğim resimlerin teması da aşağı yukarı aslında bugün çizdiklerime benzerdi. Yakın zamana kadar çok büyük bir mesai harcadığımı söyleyemem çizimlere fakat bir süredir daha yoğun ve planlı bir şekilde ilgileniyorum.

Ayşenur Şirin:

Ben Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencisiyim ancak çizim serüvenim buradan başlamıyor. Kalem tutmaya başladığım günden bu yana çiziyorum tabii bunun zorluklarını anne-babama sormak lazım eski defter ve kitaplarımızın çoğunda çizgilerim mevcut. Çizim yapmayı seviyordum ve hiç bırakmadım. Çizerek not aldığımda daha kolay hatırladığımı fark ettim ama bu ne yazık ki öğretmenlerim tarafından “dersi dinlemiyor” olarak algılandı. Açıkçası net bir başlangıç ya da başımdan geçen ilginç bir olay sonucu çizmeye başlamadım, hep çiziyordum. Çizim yapmak benim için boş zaman aktivitesi değil, bir bütündü.

Sadece çizimlerimi paylaştığım bir Instagram hesabım var, çizdiğim şeyleri paylaşıyorum, paylaşmak için çizmiyorum.

Burak Genç:

Merhaba, elbette. Ben Burak Genç, İstanbul Üniversitesinde Türk Dili ve Edebiyatı öğrencisiyim. Aynı zamanda illüstrasyon çalışmalarıyla ilgileniyorum. İlgi duyduğum alan olan Halk Bilimi ile çizimleri harmanlıyorum. Çocukluğumdan beri çizim yapmaya ilgi duyuyordum. Çizim yapmaktan mutluluk duymaya okuduğum kitapların karakterlerini resmederek başladığımı söyleyebilirim. Aynı zamanda kafamda kurduğum kendime ait hikayeleri de çiziyordum. Dijital çizime de 2016 yılında lisedeyken kendimce yazdığım romanın karakterlerini çizerek başladım. Bugün karakter çizimlerimi kendime saklıyor, Türk Mitolojisine ait ögeler barındıran illüstrasyonlar paylaşıyorum.

Eslem Yaşar:

Merhabalar, ben Eslem Yaşar, 1999 İstanbul doğumluyum. Birkaç ay önce üniversiteden mezun oldum. Aile içi rivayetler ve evdeki çizim dosyalarının gösterdiği en eski tarihe göre on bir aylıktan beri çizim yapmaktayım. Çizime dair deneyimlerim ortaokul yıllarımla çeşitlenmeye başladı. Lise sona kadar her yıl katıldığım resim yarışmalarına çizdiklerimle, sembolik imgeler ve bunlarla bütünlük kurmaya dair yoğun çabalarım oldu. O yıllarda aynı zamanda Graffiti, doodle art, karikatür ve photoshopa yoğun ilgi duymaya başladım. Bu alanlardaki çalışmalarımın en güzel meyveleri, kağıtlardan duvarlara taşan graffitiler, defterleri dolduran doodle art karalamaları, bireysel karikatür sergisi ve bir yarışma için photoshopta hazırladığım 2D animasyon oldu. 

Liseyle birlikte illüstrasyon alanına yöneldim. Çalışmalarıma devam ederken “bu öğrendiklerimle işe yarar ne yapabilirim?” arayışı baş göstermeye başladığında güzel bir fırsat elime geçti: çocuk kitapları. Liseden, ders saatlerinde bitirdiğim üç çocuk kitabıyla mezun oldum. Üniversiteyle de devam eden çocuk kitaplarının yanı sıra, çeşitli materyallere baskı için tasarımlar, illüstratif portre çizimleri, logo ve kurumsal kimlik çalışmaları, sosyal medya ve iş sektöründe tasarım odaklı kurumsal işlere yöneldim. Halen, şirketlere yönelik kurumsal çalışmalar, çocuk kitabı çizimleri ve bir süredir devam ettiğim minyatür eğitimiyle kendimi geliştirmeye çalışıyorum. 

Benimsediğiniz bir çizim türü var mı/nedir? Genç bir çizer olarak kendinizi yolculuğunuzun hangi kısmında görüyorsunuz?

Ahmet Faruk Yılmaz:

Açıkçası herhangi bir ressam elinde yetişmedim. Örgün bir sanat eğitimi de alamadım. Fakat her zaman gravür ve minyatür sanatlarına ilgi duyduğumu söyleyebilirim. Erken yaşlardan beri gördüğüm detaylı gravürler yahut renkli minyatürler hep dikkatimi çeken sanat eserleriydi. Gravürlerdeki derinlik ve detaylar, minyatürün kendine has boyut, derinlik ve detay zenginliği her zaman beni etkilemiştir diyebilirim. Bu iki alanda da özel olarak eğitim almadığım için çizdiklerim bu iki resim türünün de ürünü diyemem. Fakat yakından tanıyanlar çok rahat şekilde bu iki türden de etkilendiğimi anlayacaklardır. Sorunuzun ikinci kısmına gelecek olursak açıkçası kendimi herhangi bir noktada konumlandırmıyorum, sanat serüvenim olacaksa eğer henüz çok erken evrelerinde olduğunu söyleyebilirim sadece.

Eslem Yaşar:

İllüstrasyon son yıllarda benimsediğim ve halen devam ettirdiğim çizim türü.  İkinci soru için de diyebilirim ki, yolculuğumun bundan sonraki seyrine ve sonuna dair bilgiye sahip değilim. Dolayısıyla bu soruya geçmiş-gelecek bandında geniş ölçekli değerlendirme yapıp, bir nokta belirleyerek haddimi aşmak istemem. Bu soru için, yolculuğumun şu an bulunduğum noktasında neler yaptığımdan bahsedebilirim.  Dış dünyaya yönelik üretime geçtiğim yıllarla “nasıl yapmalıyım?” sorusu gündemime girdi. İnsan bir şeyi aramaya başladığında, aradığıyla arasında büyük bir çekim kuvveti oluşuyor. Bu kuvvetin içinde, yoluna azık olacak pek çok şey önüne çıkmaya başlıyor. Benim yapmaya çalıştığım da aramaya başlamak ve önüme çıkanları değerlendirmeye çalışmak. İstişarelerde bulunmak, çeşitli disiplinlerde okumalar yapmak, resim alanı ve dışındaki çeşitli eğitimlere katılmak, farklı ilgi ve iş alanları edinmeye ve geliştirmeye çalışmak ağırlıklı çabam. Yani “süreci” değerlendirmeye çalışmak. Sonuç bir şekilde varması gereken noktaya geliyor, daha çok sürecin niteliği üzerinde durmaya çalışıyorum. Bu konuda da geçmiş yıllardan farklı olarak, görsel anlamda üretimde bulunmayı, kitaplar ve kurumsal işler gibi iş bazında tutmaya çalışıyorum. Önceliğimi düşünsel altyapı oluşturmaya veriyorum. 

Nasıl bir günlük rutin izliyorsunuz? Hayal dünyanızı ve çalışmalarınızı beslediğini düşündüğünüz şeyler veya alışkanlıklar nelerdir?

Burak Genç:

Çizim yapmak gün içinde oldukça zamanımı alıyor. Tek sayfalık bir çizim için ortalama üç saat çalışıyorum. Dört günde bir sosyal medya hesaplarımdan çizim paylaşmak üzere kendimi şartlamış bulunmaktayım. Bu beni motive ediyor ve aktif olmamı sağlıyor. Türk Halk Edebiyatı alanında akademik anlamda yaptığım okumalar da kişisel okumalarım da bana ilham veriyor. Hayal gücümü mitoloji ile zenginleştirdiğimi düşünüyorum.

Dini bayramlar da benim için çok değerli ve bayramları bugünün araçlarıyla bugünün zevkleriyle kutlamamız gerektiğine inanıyorum. Bu anlamda bu tip özel günlerde de çizimler yapıyorum.

Ayşenur Şirin:

Belirsizlik içinde süzülüyorum. Belli bir rutinim yok. O gün en acil ne yapmam gerekiyorsa güne onla başlıyorum hayal dünyamı besleyen pek çok unsur var. İyi bir gözlemci olmak, dikkatli dinlemek ve izlemek. Öylesine olmamalı yapılan şey. Hayal dünyası genişleyebilen bir şey ve bu bizim elimizde, vasat ile meşgul etmemek gerekir zihnimizi. Filmler, animasyonlar, kitaplar, müzikler… Tabii iyi olanlardan bahsediyorum.

Sektörde yer alabilmenin ne gibi zorlukları var? Çizimleri ürüne dönüştürme süreci nasıl işliyor ve çizimleri talep edenler ile kurulan iletişimin incelikleri neler?

Ahmet Faruk Yılmaz:

Açıkçası resme hiçbir zaman bir sektörün parçası olarak başlamadım. Sevdiğim, hissettiğim ve düşündüklerimi elimin yatkın olduğu bir sanatla kağıda dökme gayreti içerisindeyim diyebilirim. Tabii ki insan sanatı ile ürettikleri üzerinden maddi kazanç elde edebilir bu gayet tabii bir şeydir ve güzel de bir şeydir ama hiçbir zaman sanat gayretinin önüne geçmemesi gereken bir husustur diye düşünüyorum.

İnsanın kendine ait bir gündeminin olması özgün ve etkileyici mesaj içeren sanat eserleri ortaya koymak için önemli bir husus diye düşünüyorum.

Eslem Yaşar:

Şu anki deneyimlerimle diyebilirim ki, öncelikle kişinin sektörde güvenilir ve sürekli bir isim olması lazım. Bunun için, ilk iş ilişkileri kurulurken, kendi endişeleri gibi karşı tarafın da endişeleri göz önünde bulundurmalıdır. Bu farkındalık, ilişkide orta noktayı bulabilmek için insana kolaylık sağlıyor. Burada ince nüans: sektörde her türlü insanla karşılaşabileceğinizi göz önünde bulundurarak kendi haklarınızı ne şekilde korumanız gerektiğidir. Sınırlarınızdan hangi durumlarda, nereye kadar taviz verebilirsiniz? Bunu en başta zihninizde iyice netliğe kavuşturmalı, ardından da karşı tarafa açık şekilde ifade etmelisiniz. Aksi takdirde, açıkça ifade edilmeyen birlikte çalışma şartları, tarafların orta nokta bulmaya dair gerekli çabaları göstermemeleri, verilen sözlerin tutulmaması veya geciktirilmesi, önemli sıkıntılar doğurabiliyor. Bu da süreci yavaşlatıp ilişkileri gerebiliyor, işin olumsuz duygularla bitişine sebep olabiliyor. 

Sosyal medya üzerinden paylaştığınız çalışmalarınıza gelen tepkiler ya da popüler beğeni kültürü çizimlerinizi şekillendirmenizde ne kadar etkili oluyor?

Ayşenur Şirin:

Sosyal medya sanat konusunda oldukça yanıltıcı bir mecra ve kalıcı değil. İnsanın beğeni sayılarına takıldığı bir dönem oluyor ve popüler olanı çizmeye başlıyor insan, binlerce beğeni, anlık bir mutluluk ve ertesi gün unutuluyor. Sadece çizimlerimi paylaştığım bir Instagram hesabım var, çizdiğim şeyleri paylaşıyorum, paylaşmak için çizmiyorum. Ve çoğu kez paylaşım yapmayı unutuyorum. Sosyal medyayı bir portfolyo gibi düşünüyorum, biri çizimlerimi merak ettiğinde hızla gösterebiliyorum. Elbette paylaşım yaptığımda gelen iyi yorumlar beni motive ediyor ama bu yaptığım işi değerlendirmek için bir kriter değil.

Burak Genç:

Bir çizimin takdir edilmesi çizeri motive eden bir durum, farklı yorumlar da şüphesiz etki yaratıyor. İllüstrasyon çalışmaları normal insan formlarını bozmaktan geçiyor. Ben uzun süre birtakım değişikliklerden çekindiğimi fark ettim. İnsanlara bir gözün gerçeğe benzer değil de nokta şeklinde olması tuhaf gelebiliyor ve çizer buna cesaret etmeye çekinebiliyor. Aynı şekilde yakın zamanda aldığım yorumlardan biri sıkça çizdiğim Erlik Han karakterinin fazla insansı oluşuydu. Bu yoruma rağmen mitolojik figürleri kendi filtremden geçiriyor ve çocuk-yetişkin herkesin alımlayabileceği bir formda çizmeyi tercih ediyorum.

Çizimlerinizde gündemdeki kişi olay ve mekanları dikkate alıyor musunuz?

Ahmet Faruk Yılmaz:

Aslında büyük oranda gündemden kaçmaya çalıştığımı söyleyebilirim. O açıdan çizimlerin gündelik siyasi ve sosyal hadiselerle çok ilişkili olduğu söylenemez. Ama tabii ki bu hiç olmuyor anlamına gelmiyor. Özellikle Türkiye’de gündemden her zaman kaçmak yahut işinizi gündemden ayrı tutmak çok kolay olmuyor. İnsanın kendine ait bir gündeminin olması özgün ve etkileyici mesaj içeren sanat eserleri ortaya koymak için önemli bir husus diye düşünüyorum. Mekanlar kısmına gelirsek tabii ki en büyük ilham kaynağım yaşadığım çevre, şehir ve coğrafya.

Ayşenur Şirin:

Gündemi dikkate almamak mümkün değil. Bu ister istemez bazı çizgilerimi etkiliyor. Tamamen kapılmamak lazım. Bu benim için oldukça karmaşık bir durum. Gündeme dair bir çizim yaptığım zaman çizim hızla yayılıyor ve sanki tüm bu çizimi “like” kaygısı ile yapmış gibi hissediyorum ama bazı olaylara karşı da insan kayıtsız kalamıyor ve elinden gelen her şeyi yapması gerekiyor. Gündeme dair yaptığım çizimleri genellikle isimsiz bir şekilde paylaşırım.

Burak Genç:

Evet, buna sıkça başvuruyorum. Örneğin Şule Yüksel Şenler’in vefat ettiği gün onun anısına bir çizim yapmak istemiştim. Aynı şekilde Filistin olayları gibi hepimizi ilgilendiren toplumsal hadiselerde elimden geleni yapmak adına çizimler paylaşıyorum. Hz. Muhammed’e hakaret içeren bir karikatürün gündem olduğu dönemde buna karşı bir çizim resmetmiştim. Dini bayramlar da benim için çok değerli ve bayramları bugünün araçlarıyla bugünün zevkleriyle kutlamamız gerektiğine inanıyorum. Bu anlamda bu tip özel günlerde de çizimler yapıyorum.

Eslem Yaşar:

Çizim içeriğinde yer verme anlamında gündem konularıyla pek ilgili değilim. Gündemi konu alan bir çizimin varlıksal değerinin, bakanlara sağladığı katkıyla doğrudan ilişkili olduğunu düşünüyorum. Bakanlara bir bakış açısı, bir farkındalık, bir çözüm fikri getiriyorsa veya başka bir anlamlı şeye hizmet ediyorsa o zaman çizimin varlığı önemli bir noktada yer alıyor. Bu şekilde varlık nedeni anlamlı ve işlevsel bir zemin üzerinde yer ediniyor. Gündemdeki konularla oldum olası yakından ilgili bir insan olmadım. Dolayısıyla bunları alıp, özümseyip, bir çözüm üretebilecek, bunu sanatsal bir perspektifle sunabilecek gerekli ilgiye sahip değilim. Bu nedenle, çizim dahilinde bir üretim söz konusu olacaksa, gündem benim için çok sonraki seçenekler arasında yer alıyor. 

Çizim dünyasına yeni katılmış veya katılmak isteyen siz gibi gençlere önerileriniz ne olur?

Ahmet Faruk Yılmaz:

Özgünlük kaygısıyla ilk etapta taklitten kaçmasınlar. Etkilenmek ve esinlenmek bence bu işin başıdır. İşin maddi yönünü ön plana alırlarsa sanatsal açıdan zayıf kalacaklarını düşünüyorum bu kendim için de geçerli. Ama hepsinden önemlisi sebat ederek istikrarlı bir şekilde çalışmak gerekiyor. Ne kadar kabiliyetli olursanız olun her işte olduğu gibi resim sanatında da çaba, gayret ve emek gerektiriyor.

Sevdiğim, hissettiğim ve düşündüklerimi elimin yatkın olduğu bir sanatla kağıda dökme gayreti içerisindeyim diyebilirim.

Eslem Yaşar:

Geçmişte çizim yapmamış ancak şu an ilgi duymaya başlamış, bu alanda gelişmek isteyenler için diyebilirim ki başlangıçta çoğu kişinin geçtiği benzer bir aşama var. Burada çizime dair en temel bilgiler öğreniliyor. Bunları öğrenmek yetenek gerektirmiyor. Yeterli pratikle, en iyi noktada, kişi gördüğünü çizebilecek, aklındakini kolayca kağıda dökebilecek, gerçeğe yakın çizimler yapabilecek noktaya ulaşıyor. Özgün tasarımlar üretmeye gelindiğinde ise bu içselleştirilmiş temel bilgilerin “unutulması” gerekiyor. Özümsenip, özgürleşilmesi lazım geliyor. Çünkü bilgiler zihinsel düzlemin konuları. Özgün üretim ise sezgisel bir jargona sahip. Bu dili kullanabilmek için, nerenin nasıl en iyi şekilde bozulabileceğini, değiştirilebileceğini bilmek gerekiyor. Mesela bir karakter tasarımı yaparken sıradan bir insan, hangi sıra dışı müdahalelerle dikkat çekici hale getirilebilir? Gerçekliğin deformasyonu altındaki zeminin, örneğin anatomi bilgisinin, sağlamlığı tasarımsal dokunuşların niteliğini de etkiler. Bu nedenle başlangıç aşamasında öğrenilen bilgiler çok önemlidir. Bu süreci vazgeçmeden, istikrarlı şekilde götürmek gerekiyor. Sonrasında kişinin çizgisi yolunu buluyor.  

Ayrıca unutulmamalıdır ki, bir çizim yaptığınızda hem kendi iç dünyanızla hem resme bakan tüm içsel dünyalarla iletişime geçersiniz. Kaleminize gelen imgeleri sadece bir düzleme aktarmaz, aynı zamanda onların sizde tekabül ettiği anlamları da beslersiniz. Bununla birlikte aynı anlamların karşı tarafta da beslenmesine neden olursunuz. Örneğin, karanlık çizimler yapmak hem sizin içinizdeki karanlığı besleyecektir, hem de ulaştığı diğer insanlarda, onlardaki “karanlık” tanımının bağdaştığı noktalara dokunacak, bunları güçlendirecektir. Bu yüzden neyi, nasıl, neden çizdiğimize ve diğer bakışlarla neden paylaştığımıza dikkat etmemiz gerektiğini düşünüyorum. 

ÇİZERLER

Ahmet Faruk Yılmaz: 1994 senesinde İstanbul/Fatih’te doğdu. İlk, orta okul ve lise eğitimini İstanbul’da bitirdi. Lisans eğitimini İstanbul Şehir Üniversitesinde tamamladı. Halihazırda İbn Haldun Üniversitesi Türkiye Çalışmaları tezli yüksek lisans programında öğrenci. Aynı okulda öğretim asistanlığı yapıyor. 19. Yüzyıl Osmanlı Modernleşmesi, Arap milliyetçiliğinin doğuşu, imparatorluğun Arap vilayetleri ve merkezi idarenin bu vilayetlerle ilişkisi ana ilgi alanları. İleri düzeyde Arapça ve İngilizce, temel düzeyde Farsça biliyor. Akademik çalışmalarının yanında çocukluğunda başlayan çizim çalışmalarına devam ediyor. Özellikle son senelerde bu sahada çalışmalarını yoğunlaştırmış bulunmakta. 

Twitter: afaruk_yilmaz

Instagram: ahmetfarukart

Ayşenur Şirin: 1999 yılında İstanbul da doğdu. 2018 yılında Kadıköy İmam Hatip Lisesinden mezun oldu. Şu anda Marmara Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik bölümünde öğrenim görmekte. Bunların yanı sıra Atölye Balık, MinikaGo, MinikaÇocuk ve Münazara Hitabet Derneğinde çizim ve tasarım yapmakta.

Instagram: https://www.instagram.com/aysenursirin.art/

Burak Genç: 2000 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde lisans eğitimine devam etmekte. Türk Halk Edebiyatı, grafik tasarım ve çizerlikle ilgileniyor. Çeşitli site ve dergilerde yazarlık yapıyor.

Instagram: https://www.instagram.com/ipsallaart/?hl=tr

Eslem Yaşar: 1999’da İstanbul’da doğdu. Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim Öğretmenliği bölümünden 2021 yılında mezun oldu. Halen çocuk kitabı çizerliği, logo tasarımı, kurumsal kimlik, sosyal medya için post tasarımları gibi kurumsal işlerle grafik tasarım alanında da çalışmalarına devam etmektedir. 

Instagram: https://instagram.com/eslem.yasarr?utm_medium=copy_link

Leave a Comment

Son Yazılar