Japonya’da Bir Ressam: Hokusai

Yazar: Kübra Taşdemir

Tarihte 18. yüzyıla gidelim ve Doğu Asya’nın ada ülkesi olan Japonya’da Edo Dönemi’ni hayal edelim fakat bu sırada Bosna Hersek’te yaşayan Vindu’nun “Japanese Spring” isimli şarkısını başlatarak günümüzden bir nefes alalım ve yazı boyunca keyfini çıkaralım.

Japonya’nın içine kapanık bir süreç geçirdiği yaklaşık 250 yıllık zaman diliminde, 1760 yılında dünyaya gelmiş olan ressam Katsushika Hokusai, sanat tarihinin en önemli isimlerinden biri olacağını biliyor muydu? Kendisinin yaptığı tablolar ne yağlı boya, ne akrilik ne de tahmin ettiğimiz türlerdendi. Hokusai ahşap baskı tekniği ile eserlerini ortaya çıkarıyor ve çağında var olmaya çalışıyordu.

36 Fuji Dağı Manzarası, Japonya’nın en görkemli dağı olan Fuji Dağı’nı temel alır ve Hokusai’nin usta elinden Fuji Dağı çeşitli şekillerde resmedilir.
Katsushika Hokusai

Hokusai, Ukiyo-e tarzı resimler yapmış bir sanatçıdır. Ukiyo-e Japonca fani dünya resimleri anlamına gelir. E (絵) ise Japonca resim demektir. Ukiyo-e 17. Yüzyılda Edo Döneminde ortaya çıkmış ve oldukça ilgi gören bir halk sanatıydı. Bazıları ise bu sanata “Yüzen Dünyanın Resimleri” derdi.[1] Ukiyo-e ressamları Japon resim okullarının önde gelenleri Kano ve Tosa’da eğitim alırlardı. Hokusai ise sık sık sanat okullarından atılır ve yerinde duramayan bir sanatçı olarak kendi yolunu takip eder, özgün çalışmalarına yönelirdi.

Japonya’nın dışa kapalı olduğu dönemde Hokusai, bir o kadar dışarıya açık bir sanatçıydı. Bu yüzden ülkeye giren bakır gravürlerden haberdar olmuş ve ilgi ile izleri takip etmiştir. Gördüğü Avrupa eserlerinin ardından Hokusai, Hollanda ve Fransa pastoral manzara tablolarından oldukça etkilenmiştir. Hokusai onların tekniğine hakim olmaya başladıkça bunu Japon sanatına uyarlamaya karar vermiştir. Ukiyo-e ile ahşap baskı tekniğini buluşturan Hokusai, sanata bir canlandırma getirmiş ve millerce ötede yaşayan insanlarla sanat aracılığı ile buluşmuştur. Karşılıklı etkileşimin ardından yaşanan gelişmeler ise bir film gibidir.

Avrupa’da Japonizmin ortaya çıkması Hokusai ve çizimleri ile olmuştur. 1880’lerde Japon ahşap baskısı oldukça ilgi görmüş ve Japonaiserie kavramı ortaya çıkmıştır. Kavramı ortaya çıkaran ise yine ismini tüm dünyanın bildiği Van Gogh’dur. Van Gogh, Hokusai’den etkilenen Avrupalı ressamlardan biridir. Kendisi gibi diğer ressamlarda Hokusai’den etkilenince tahta baskı tekniği Avrupa’da kullanılmaya başlamıştır. Çift taraflı yaşanan bir sanatın birlikteliğinde sanatçıların zaman zaman bundan ilham aldığını görebiliriz. Nasıl Avrupalılar Hokusai’den etkilendiyse Hokusai’de Avrupa’dan esinlenmiş bir kişidir.

Japonya’nın dışa kapalı olduğu dönemde Hokusai, bir o kadar dışarıya açık bir sanatçıydı.

Eserlerinde birçok farklı imza kullanan Hokusai, Japon yazı stilinde görülen yukarıdan aşağı yazım yerine Avrupalılar gibi soldan sağa yazmıştır. Hokusai’nin en önemli eserleri arasında biri var ki tüm dünyada oldukça dikkat çeken bir üne sahiptir. Onun 36 Fuji Dağı Manzarası, Japonya’nın en görkemli dağı olan Fuji Dağı’nı temel alır ve Hokusai’nin usta elinden Fuji Dağı çeşitli şekillerde resmedilir.

Büyük Dalga

Büyük Dalga kendisinin en önemli sanat eseridir. Hokusai, ünlü eserinde az bulunan Prusya Mavisi pigmentini kullanarak resmini yapmıştır. Bu tabloda Fuji Dağı ufak bir nesne olarak dururken önündeki dalgalar ihtişamlı ve her an kayıklardaki insanlara çarpacakmış havası verir. Büyük Dalga Yin’i temsil ederken, altındaki boşluk ise Yang’tir ve bir bütünlük ortaya çıkarır. Hokusai’nin bu eseri aslında Batı’dan etkilenmenin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Fakat yine de eser, Avrupalıları oldukça etkilemiş ve sanattan müziğe farklı alanlarda etki uyandırmıştır. Hokusai 89 yıllık yaşamının sonuna kadar çalışmaya devam ederek yaklaşık 30 bin eseri ortaya koymuş, çeşitli sayısız isim kullanmış, tüm bu sanatla ve renklerle geçen yılların sonunda 1849 yılında ülkesinde vefat etmiştir.

Son olarak Hokusai’nin hayatından bir parça izlemek isterseniz 2015 yılında gösterime giren Miss Hokusai isimli animeye göz atabilirsiniz. Ardından kendisinin yapmış olduğu eserlerin detaylı bir şekilde sunulduğu siteyi inceleyebilirsiniz. https://www.katsushikahokusai.org/


[1] Kıran, H. (2009). Tarihsel süreç içerisinde Japon baskı sanatına bir bakış. DergiPark.

Kübra Taşdemir
1998 yılında İstanbul’da doğdu. FSMVÜ Bilim Tarihi bölümünü ve İLEM Eğitim Programı’nı 2021 yılında tamamladı. Şu an İstanbul Teknik Üniversitesi’nde Bilim ve Teknoloji Tarihi alanında yüksek lisans eğitimine devam etmekte ve İLEM BLOG’da sorumlu editör olarak çalışmaktadır.
Leave a Comment