Umudu Tanımak ve Görebilmek

Yazar: Yunus Özdemir

Duygusal bir yapıya sahip olan insan zihin ve beden ilişkisi çerçevesinde özgün bir yapıya sahiptir. Zihnin algılayışı ve bedeni yönlendirmesi açısından duygular, etkili ve işlevsel bir göreve sahiptirler. Duyguların kavrayış gücüyle zihin ve beden fonksiyonu acısından benzersiz bir yapıya sahibiz.

Genetiğimizde olan ve sonradan geliştirdiğimiz, kazandığımız iyi ve kötü duygular, zihinsel yapımızı ve bedensel aktivitemizi şekillendirmekte ve yönlendirmektedir. Duyguları yönlendirmek ve dengelemek, eğitilmiş bir şuur ile dirençlendirilmiş bir iradeyle mümkündür.

Duyuşsal yönüyle umut ettiğimiz zaman, zihinde olumlu bir gelecek canlandırıldığında rahatlatıcı, enerji verici, cesaretlendirici bir duygu oluşur.

Harvard Tıp Fakültesi’nde Dina ve Raphael Recanati Tıp Başkanı olan Dr. Jerome Groopman; kan hastalıkları ve kanser üzerindeki araştırmalarının yanı sıra The New Yorker dergisinin tıp ve biyoloji alanında daimi yazarlığını yürütmektedir. Groopman’a göre insanın temel duygularından biri de umuttur. Hissettiğimiz ama tanımlayamadığımız bu duyguyu yazar; iyi bir geleceğe açılan, yaşadıkça artan ve “aklın gözü” olarak tanımlar. “Umudun Anatomisi” adlı kitabında Sahte Umut, Gerçek Umut, Ölmeyen Umut, Umudun Biyolojisi ve Umudun Çözümlenmesi gibi başlıklarla sekiz bölüm mevcuttur. Böylece yazar bir duygunun karakteristik yönleri keşfetmeye ve tamamlamaya çalışmaktadır.

Jerome Groopman

Zihnin ve kalbin birbiriyle işlevsel hali duygularımızın karakteristik yapı ve seyrini oluşturur. Duyguların varoluş ve işlevsel yönleri hayatımızın görünmez mimarlarıdır. Duyguların olumlu ve olumsuz yapı ve işlevleri hayatın her anında çekici birer güçtür. Hayatın sarsıcı bir anı geldiğinde duygusal dengemizi sağlayacak koruyucu bir duygu diye bileceğimiz bir duyguda umuttur. Umut duygusunun karakteristik yapı ve işlevi çözümlenen ve çözümlenemeyen karmaşık bir yapıdır.

Bir duygunun tanımlanması deneyim ve gözlemle mümkün hale gelebilir. 30 yıllık doktorluk deneyimleriyle Dr. Jerome Groopman, umudun insandaki varlığını ve etkisini hatta çeşitli boyutlarını hastalarının olaylar karşısındaki tavırlarıyla gözlemleme imkanını bulmuştu. Kendimizde ya da başkasında umudun canlılığını ya da yıkılışını yaşamak ve görmek bir gerçekliktir. Umudun ruhumuzdaki varlığı ya da yokluğu olumlu ve olumsuz sonuçları vardır. Bu durum “umudun karakteristik yapısını” sorgulama gereğini göstermektedir. Dr. Groopman’ın bir hastasıyla olan tecrübesinde bazı durumlarda beden için umut kalmamış olsa bile ruh için her zaman bir umut olduğunu, kavrayışını kazandığını söyler. Bu da gösteriyor ki umut, temel duygularımızdan olduğunu gösterir.

Duyguları yönlendirmek ve dengelemek, eğitilmiş bir şuur ile dirençlendirilmiş bir iradeyle mümkündür.

Dr. Groopman, kişisel bir yolculukla umuttan kaynaklanan enerjik hislerin iyileşmeye katkısı olup olmadığını ve hastalarıyla olan ilişkisi ve gözlemleri sonucu umudun anatomisini keşfetmeye çalışır. Umudun özgün biyolojik yapısı psikolojik ve fizyolojik güçlü etkisi vardır. Peki! Bunun sınırları nerededir? Nörologlar, umudun düşünce biçimindeki bir değişikliğin sinir sistemini değiştirebilecek güçte olduğunu keşfettiler. İnanç ve beklenti olan umudun ana bileşenleri morfine benzer etkiler göstermekte olan endorfinler ve enkefalinlerin beyinde salgılanarak ağrının engellemesine neden oluyor. Umudun fizyolojik süreçte ise nefes alma, kan dolaşımı ve motor fonksiyonlar için önemli etkileri vardır.

Kitabın ilk başlığı “Hazırlıksız” ile Dr. Groopman ilk doktorluk yıllarında, 29 yaşında meme kanseri tedavisi gören Ortodoks Yahudi bir kadın olan Esther Weinberg ile yaşadığı anısını edebi bir üslupla yazar. Doktor ve hasta ilişkisi içinde umudun varlığını ve etkisini anlamaya çalışarak yazar bu anısını ayrıntılı biçimde anlatır.

Dr. Groopman, hastası Dan Conrad ile olan anısını anlatarak korku ve şüphenin umudu söndürdüğü anların, yeniden inancın verdiği güçle umudu nasıl yeşerttiğinin hikayesini anlatır. Çetrefilli bir hastalığın pençesinde olan Dan, zaman imkanları tüketmesine rağmen bir mücadele hikayesinin kahramanı olmanın umudunu kaybetmemek olduğunu gösterir. Dr. Groopman, hastası Dan ile yaşadıklarından şunu öğrendiğini söyler: Umut sadece akılcı düşünceden oluşmamaktadır; düşünce ve hislerin, kısmen organ ve dokulardan gelen sinirsel verilerle oluşan hislerin bir karışımı olarak ortaya çıkmaktadır. Böylece umudun canlı bir yönünün iyileştirici sürecini okurken anlamaktayız.

Duyguların varoluş ve işlevsel yönleri hayatımızın görünmez mimarlarıdır.

Umudun insan hayatındaki yeri gizemli ve karmaşıktır. Umudun kendisine has anatomisi ile varlığı ve etkisini çözümleyebilmemizi, kullanabilmemizi zorlaştırır. Dr. Groopman, hastalarıyla olan ilişkisinin sonucunda umut duygusunun varlığının ve etkilerinin birebir şahidi oldu. Groopman, tüm bu gözlemler sonucu biriktirdiği bilgi ve deneyimleri bilimsel sahada araştırmak için McLean Hastanesi’nin yöneticisi ve Harvard Tıp Fakültesinin profesörlerinden Dr. Bruce Cohen ile çalışır. Umut duygusundaki inanma ve beklentinin ağrı ve fiziksel zayıflığı nasıl etkilediği olmak üzere zihin ve beden arasındaki ciddi biyolojik etkileri incelemeye başlarlar. Dr. Groopman ile Dr. Bruce Cohen, umudun biyolojisinin varlığını ve seviyesini şu başlıklarla anlatmaktadır:

  • Plasebolar, Ağrı ve Fiziksel Zayıflık: Deneyler
  • El Çabukluğu
  • Kişinin Zihninin İçi
  • Düzmece Cerrahi ve Zihnin Gücü
  • Beden – Zihin ve Zihin – Beden Bağlantısı: Bir Kısır Döngü Riski
  • İnanma ve Otonom Sinir Sistemi: Bir Astma Örneği
  • İnanma ve İstemli Kasların Hareketleri

Dr. Groopman, Dr. Bruce Cohen ile “Umut duygusunun klinik iyileşmeye katkı yapması gibi bir biyolojik mekanizması var mı, varsa umut biyolojisi nereye kadar ulaşabilirdi ve sınırları ne olabilirdi; ya da umut, belirli fizyolojik değişiklerle aynı anda olan ama nedensel bir bağlantısı olmayan bir duygu muydu?” gibi soruların cevaplarını bulmaya çalışmaktadır.

Deneysel psikolog ve pozitif duyguların biyoloji uzmanı olan Richard Davidson ile buluşan Dr. Groopman, “Umudun Çözümlenmesi” başlığında zihin ve beden ilişkisinin çözümlenmesini anlatmaktadır. Davidson, çalışmalarında beynin etkin duyguları nasıl oluşturduğunu ve hayatın meydan okumalarıyla nasıl başa çıkıldığını anlamlandırarak birçok insana yardımcı olacak tedavi ve teknikleri geliştirmeye çalışmaktadır.

Richard Davidson

Deneysel psikolog olan Davidson, umudu şöyle tanımlıyor: “Bir duygu olarak umut iki kısımdan oluşmaktadır: bir bilişsel kısım ve bir duyuşsal kısım.” Bilişsel yönümüzle umut ettiğimiz zaman, gelecekte olması istenen uygun bilgileri ve verileri, yol gösterici olması adına, biliş yeteneğimizi bir dereceye kadar devreye koyarız. Bu şekilde içinde bulunulan durumun farklı bir görünümünü zihinde oluşturarak hastalıkla ilgili bilgiyi ve olası tedavileri özümsemek gerekir. Duyuşsal yönüyle umut ettiğimiz zaman, zihinde olumlu bir gelecek canlandırıldığında rahatlatıcı, enerji verici, cesaretlendirici bir duygu oluşur. Böylece beynin şu an içinde bulunduğu durumdan farklı bir duyuşsal durum ya da duygu oluşturmaktadır.

Umudun biyolojisinin çözümlenmesi zihin ve beden ilişkisinin derin ve karmaşık yönlerinin aydınlatılması büyük bir sabırla ve küçük adımlarla olur. Olumlu ve olumsuz duygularla ilgili olan devrelerin kortizol gibi stres hormonlarıyla bağlantılar ortaya çıkartılarak nöral devrelerin ve kimyasal ileticilerinin bileşenlerini kodlayan genler belirlendikçe, umudun biyolojisine kalıtımın ve yaşam deneyiminin katkılarını saptayabiliriz.

Umudun gizemli gücüne inanan otuz yıllık deneyimli Dr. Jerome Groopman “Umudun Anatomisi” kitabında hastalarının bir kısmının öykülerini anlattığı ve nörolog ile psikolog araştırmacılarla görüşüp “Umudun Biyolojisi”ni çözümlemeye çalıştığı bu kitapta; umuda erişmeye ve sınırlarını belirginleştirmeye çalışmaktadır. İyileşmenin kalbinde umudun olduğu, iddiasında olan bu kitapta; hastaların daha uzun yaşamalarına, herkesin de daha iyi yaşamasına yardımcı olmak için umudun varlığından güç alabileceğimizi anlıyoruz.

Jerome Groopman, Umudun Anatomisi – İnsanlar Hastalıklarla Nasıl Baş Ederler?, çev. Faik Cem Arı, Albaraka Yayınları, 1. Baskı, Ekim 2020, 245 sayfa.

Yunus Özdemir
Ağrı Taşlıçay Balık Göl doğumlu. İlkokul ve liseyi Ağrı’da tamamladı. Tarih lisans mezunu. Tarih alanında İslam Bilim Tarihi, alan dışı Nörobilim ve İslam İktisat Düşüncesi konularında birikim yapmaktadır.
Leave a Comment

Son Yazılar