Zamanda Yolculuk: Side Antik Kenti

Yazar: Eda Selin Genç

Şirin bir fayton aracılığıyla Akdeniz’in kıyısında yer alan ihtişamlı bir liman ve deniz ticareti kenti Side Antik Kenti’ne varıyorum. Pamfilya Bölgesinin en önemli kentlerinden Side Antik Kenti, bugün Antalya ili, Manavgat İlçesi, Side Mahallesinde bulunuyor. Antik Kent, ilk kaynaklarda Σίδη, sonraki kaynaklarda ise Satalia Vechia, Satalia Senex, Πάλαίὰ Ἀτάλια, Eski Andaliya, Anṭȃliya al-muḥraqa (Yanık Antalya), Eski Antalya, Side ve Selimiye gibi isimlerle anılıyor. Kelime anlamı olarak Nar; yani bereket, bolluk manasına gelen Side’nin neden bu isimle anıldığı üzerine düşünüldüğünde, birçok uygarlığa ve farklı milletlere ev sahibi olmasının faktörü anlaşılıyor. Lidyalılar, Persler, Romalılar ve Bizanslıların etkisi altında kalan şehrin tarihi MÖ 7. yüzyıla dayanıyor.   

Kelime anlamı olarak Nar; yani bereket, bolluk manasına gelen Side’nin neden bu isimle anıldığı üzerine düşünüldüğünde, birçok uygarlığa ve farklı milletlere ev sahibi olmasının faktörü anlaşılıyor. Lidyalılar, Persler, Romalılar ve Bizanslıların etkisi altında kalan şehrin tarihi MÖ 7. yüzyıla dayanıyor.   

Parlak yaz güneşinin ışıklarını yapılar ile buluşturmasıyla antik kentin katlanarak büyüyen ihtişamlı hali ziyaretçilerin dikkatini fazlasıyla çekiyor. Ben de daha fazla beklemeden ana kapıdan içeriye adımımı atıyorum. Antik Side’nin kültürel geçmişi ve tarihi dokularıyla ilk olarak Devlet Agorası’nda tanışıyorum. Devlet Agorası, MS 2. yüzyılda inşa edilmekle birlikte o dönem şehrin yönetim merkezliğini yapmış bir yapı. Devlet Agorası’nın önünde büyük ihtimalle yapıdan zamanla yıkılmış olan motifli parçalar bulunuyor. Taşların oyularak çeşitli motifler haline getirilişi burada en çok dikkatimi çeken şey oluyor.

Devlet Agorası’ndan ayrılıp girişinde ve üst kısmında tonozların bulunmadığı bir yapıya doğru ilerliyorum. Yapının Bizans dönemine ait olduğu ancak kullanım amacı hakkında kesin bir bilgininin bulunmadığını öğreniyorum. Fakat planı Selçuklu dönemindeki şifahane yapılarının planlarına benzediği için hastane olarak kullanıldığı ve antik kaynaklarda Pamfilya’daki Cosmas Hastanesi adlı bir hastane ismi geçtiği için buranın Bizans Hastanesi olduğu tahmin ediliyor.

Bu alandan da ayrılarak ana caddeye çıkıyorum. Cadde, ziyaretçileri antik kentin sosyal ve kültürel hayatının merkezine doğru taşıyor. Burada ilk durağım Antik Tiyatro oluyor. Side Antik Tiyatrosu, Side Antik Kenti’nin yer aldığı yarımadanın daraldığı kesimde ve kentin merkezinde bulunuyor. Bu devasa büyüklükteki 17.000 kişilik tiyatro, Geç Roma döneminde gladyatör ve hayvan dövüşleri için kullanılmış. Roma mimarisi geleneğinde inşa edilmiş tiyatroya bakıldığında süslemelerinin Antoninler dönemi barok özelliği gösterdiği göze çarpıyor.

Cadde, ziyaretçileri antik kentin sosyal ve kültürel hayatının merkezine doğru taşıyor. Burada ilk durağım Antik Tiyatro oluyor. Side Antik Tiyatrosu, Side Antik Kenti’nin yer aldığı yarımadanın daraldığı kesimde ve kentin merkezinde bulunuyor.

Tiyatro alanından ayrılıp Antik bir hamam binası (Agora Hamamı) içerisinde bulunan Side Müzesi’ne doğru ilerliyorum. Müze bahçesinde Selçuklu döneminden kalma mezar kitabeleri, yazıtlar, Roma döneminden frizler, lahitler, sütun kaideleri ve sütunlar, mozaik parçaları, büstler ve heykeller bulunuyor.

Müzenin içerisinde yer alan teşhir salonlarında ise silah kabartmaları, bir havuz ve havuzun ortasında ise Roma güneş saati yer alıyor. Müzenin üstü kapalı salonlarında, cam eserler ile sikkeler, kandiller, heykelcikler, takılar, süs eşyaları, lahitler ve heykeller sergileniyor. Kazılarda elde edilen eserleri gördükten sonra Side’nin geçmişi hakkında pek çok şey öğrenerek başka bir yapıya doğru ilerliyorum.

Agora hamamının tam karşısında Ticaret Agorası bulunuyor. Ticaret agorası kentin merkezi konumunda olmakla birlikte ticari, siyasi ve ekonomik durumların konuşulduğu bir yer iken bir dönem köle pazarı olarak da kullanılmış.

Ticaret Agorası’nın ardından Apollon Tapınağı’na geçiyorum. Bu tapınak, Roma Barışı olarak bilinen dönemde inşa edilen iki tapınaktan birisi. Tapınak, bir zamanlar içerisinde yaşayan insanların kültürlerine ve yaşayış biçimlerine dair izler taşıyor. Sahil şeridine yakın bir yerde bulunan Apollon Tapınağı’nın ve denizin büyüleyici görünümü, antik kentteki en etkileyici manzaralardan biri olarak karşımıza çıkıyor.

Tapınak, bir zamanlar içerisinde yaşayan insanların kültürlerine ve yaşayış biçimlerine dair izler taşıyor. Sahil şeridine yakın bir yerde bulunan Apollon Tapınağı’nın ve denizin büyüleyici görünümü, antik kentteki en etkileyici manzaralardan biri olarak karşımıza çıkıyor.

Side Antik Kenti’nde gezinmek adeta antik kalıntılar arasında zamanda yolculuk yapmaya benziyor. Kendi çağlarını aşarak çağlarının ötesindekilere iz bırakan insanların, kendi davranış biçimlerinin, aidiyetlerinin yahut insanlığa dair genel analizlerin farkındalığına varacağınız bir deneyim elde etmek istiyorsanız bu haşmetli antik kenti gezmenizi öneriyorum.


Kaynakça

https://antalya.ktb.gov.tr/Eklenti/8757,sidetrpdf.pdf?0

https://muze.gov.tr/muze-detay?SectionId=ASA01&DistId=MRK

https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/antalya/gezilecekyer/side-1

Toker, A. Yılmaz, A. Yetgin, D. 2018. Bin Yıllık Uykusundan Uyanan Kent: Side. Dünden Bugüne Türkiye’de Turizm, Kurumlar, Kuruluşlar, Turizm Bölgeleri ve Meslekler. (Ed. Kozak) içinde, s. 237-262, Yıkılmazlar Yayınevi, İstanbul.

Eda Selin GENÇ
2000 yılında Antalya’da doğdu. Marmara Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bölümü 3.sınıf, İLEM 1.kademe öğrencisidir. Keşfetmekten, öğrenmekten, yolculuğa çıkmaktan, doğada olmaktan ve her şeyi bir kenara bırakıp düşünmekten hoşlanır.
Leave a Comment

Son Yazılar